Ali Ercan Özgür: Kalkınma için 5N 2K

Ali Ercan Özgür: 5N 2K – Kalkınma Nedir ve Kimindir? 

IDEMA Haber’in yayın hayatına başlamasıyla birlikte ‘5N 2K’ düşüncesini sizlerle paylaşma zamanının geldiğini düşünüyoruz. Özellikle, son yıllarda gazetecilik objektiflikten uzak olduğu gibi 5N 1K ilkesinin de unutulduğu bir biçimde yaşama savaşı vermektedir. Yine aynı şekilde, kalkınma da içi boşalan ve subjektif bir kavram haline geldi/getirildi.

Yukarıda bahsi geçen konu aslında okuma yazma bilen herkesin farklı içerikte haber siteleri kurarak siyasi, ekonomik ve kültürel çıkarlara ulaşma amacının Türkiye’de oldukça yaygın bir hale gelmesinden kaynaklanmaktadır.

Oysa internet ve kalkınma iyilerin sonunda kazanması gereken bir yolculuktur.

Zamanın ruhu paylaşmak, yaptığın işi doğru yapmak, üretmek, katılmak ve parçası olmak ile eş değer. Bu nedenle herkesin iyi bildiği konularda, yani kendi evinin önünü süpürür inancıyla kendi konusunda düşünür ve yazarsa, daha temiz ve kalite bilgi içeren bir internet mahallesini el birliğiyle oluşturabiliriz.

Bu yüzden IDEMA Haber ile birlikte uzun yıllardır parçası olduğumuz ve üzerinde kafa yorduğumuz “kalkınma” konusunda içerik üreten bir internet mecrası olmak istedik.

Bu yüzden bir haberin 5N 1K’sına Kalkınma düşüncesini de ekleyerek 5N 2K felsefesiyle  IDEMA Haber’i kurduk.

Bu sitede kalkınma nerede, ne zaman ve nasıl soruları ile kalkınma nedir, neden kalkınma ve kalkınma kimin sorularına yanıtlar sunmaya çalışacağız. Haber ile analizi aynı anda sunup, birlikte düşünmeye fırsat vereceğiz.

Bu yanıtlara başlangıç olması açısından bu yazımı “Kalkınma Nedir” konusunda yazmak istedim. Ama, asıl önemli olan “kalkınma kimin?” sorusu. Kalkınma aslında bizim, klasik futbol tabiriyle, malzemecisinden futbolcusuna ve başkanına kadar bu kavram bizim ve bu kavramda, o var olduğu toplumun bir yansıması.

Kalkınmayı daha da senin, bizim, onun yapmak için kalkınma için fikirlere, gençlere, adil olmaya, eşitlikler yaratmaya ihtiyacımız var. Bunun da yolu katılmak ve üretmekten geçiyor. Kalkınma sizin ve bizim; tek yöntemi ise üretmek ve paylaşmaktan başka bir şey değil.

Kalkınma Nedir?

15. yüzyılda ortaya çıkan kalkınma kavramı, yaygın olarak 17. ve 18. yüzyıllarda kullanılmaya başlanıyor. Bu yaygın kullanım özellikle sanayi devrimi ile birlikte yaygınlaşıyor. 1919 Milletler Cemiyeti kurucu sözleşmesinde hem kalkınma hem de kalkınmamışlık kavramlarına yer veriliyor

1938 tarihli Milletler Cemiyeti memorandumunda “ilkel toplulukların ekonomik kalkınması” ile hem az gelişmişlik hem de ekonomik kalkınma ağırlıklı bir yaklaşım öne çıkmaya başlıyor.

Ancak özellikle 2.Dünya Savaşı sonrasında ortaya çıkan yıkım sürecindeki yeniden yapılanma çalışmaları, ağırlıklı olarak ekonomik kalkınma temelinde kullanılıyor.

Marx kalkınmayı kendiliğinden gelişen bir süreç olarak ele alıyor ve şunu söylüyor: “Endüstriyel olarak daha gelişmiş bir ülke, daha az gelişmiş olana yalnızca kendisinin gelecekteki imajını gösterir.”

İngiliz sömürgeciliğine atıfla sömürge ülkelerinde gerçekleşen kalkınma çalışmaları da bu kapsamda değerlendirilebilir.

Çin’de Sun Yat Sen’in “Çin’in Uluslararası Kalkınması” üzerine yazdığı metni de, bu alanda kalkınmanın öne çıkan ve tartışılan bir kavram olduğu görüşünü ortaya çıkarmıştır.

Bu noktaya eleştirel yaklaşanlar kalkınmayı sömürgeciliğin yeni versiyonu olarak görmektedir ve eşit koşullarda olmayan bir kalkınma sürecinden bahsetmektedirler.

Kalkınma kavramı özellikle 2.Dünya Savaşı’ndan sonra önem kazanmaya başladı. Yapılan çalışmalar arasından Marshall Planı’nın devreye girmesiyle Avrupa’nın yeniden inşası gerçekleştirilmeye çalışıldı. Ayrıca Birleşmiş Milletler ve NATO’nun kuruluş aşamasında önemli bir rol oynayan Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Truman’ın ilk konuşmasında az gelişmişlik kavramını ortaya atması, kalkınma için yeni bir dönemin başlangıcına işaret etmekteydi.

Birleşmiş Milletler’in kurulması ile “az gelişmiş ülkelere yardım” ve “ekonomik kalkınma için teknik yardım” programları başlatılmıştır. Coğrafya temelinde bölge, kıta, ülkeler arasındaki gelişmişlik farkı olduğu ve bu eşitsizliklerin giderilmesi için kalkınma stratejileri kurgulanması hedeflenmiştir.

Bu yaklaşımlara eleştiri olarak ise, 1970’lere kadar kapitalizm ile ilişki kurmayan gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerin; bundan sonra olumsuz biçimde zarar göreceği vurgulanmış ve eşitsiz bir büyümenin dünyanın farklı coğrafyalarında görüleceği belirtilmiştir.

Buradan hareketle de kalkınma teorisinin merkez/yerel, modern/geleneksel, gelişmiş/az gelişmiş, dinamik/statik, batı/doğu gibi karşıtlıklar temelinde kurgulanması eleştirilmiştir.

Hepimizin bildiği gibi kavramlar var olur, gelişir ve ölür. Kalkınma kavramı son 50-60 yılda yukarıda eleştirilen yaklaşımın hakim olduğu yeni bir kavram.

Kimi sosyal bilimcilere göre, dünya tarihinin büyük devrimleri arasında yer alan internet devrimi yeni kavramları ve bu kavramlarla büyüyen yeni nesillere farklı perspektifler kazandırmış ve kazandırmaya devam etmektedir. İşte tam da bu yüzden, yönetişim, sürdürülebilirlik ve  inovasyon gibi kavramlara özgün yaklaşımlarla, kalkınmaya yeni yöntemler aranmaktadır.

Yeni bir yönteme ihtiyaç olduğu apaçık ortada olmakla birlikte bu yöntem henüz gelişmedi/geliştirilemedi.  Kalkınmayı bizim yapabilmek ve hayatta her ne yapıyorsak buna birazcık da olsa kalkınma bakış açısıyla yaklaşarak, sürece dahil olabilir. Kalkınma tarihine yeni bir sayfa açabiliriz.