Dördüncü Sanayi Devrimi’nin 5 yöntemi su kıtlığına son verebilir!

Küresel su ve sanitasyon krizi bir hikaye değil. 2050 yılına kadar, küresel anlamda su arz ve talep dengesinde %40’lık bir açıklık olacak. Su altyapısını finanse etmek için hala milyarlarca dolar gerekiyor. Gerçek şu ki; güvenli sanitasyon hizmetlerine erişimi olmayan 4,5 milyar insan var. Su krizi, yedi yıl üst üste potansiyel etki bakımından en önemli küresel riskler arasında yer aldı. Bu tür istatistiklerin bize anlattığı en önemli şey, dünyadaki su ve sanitasyon problemlerini çözmek için süregelen yaklaşımların yeterli olmayacağı. Bu alanlarda yenilik yapmak artık bir seçenek değil, bir zorunluluk.

Teknolojideki hızlı ilerlemeler ve Dördüncü Sanayi Devrimi’nin (Endüstri 4.0) temsil ettiği bilgilerin harmanlanması, küresel ortak zorluklar yönetimini geliştirmek için büyük bir vaatte bulunuyor. Ama bu sözü nasıl gerçeğe dönüştürebiliriz?

Dünya Ekonomik Forumu’nun Küresel Su Girişimi, Dünya Bankası Su Küresel Uygulaması ve İsviçre Kalkınma ve İşbirliği Ajansı ile birlikte bu soruyu araştırmak için geçen yıl bir yolculuğa çıktı. Su politikası uzmanlarını, girişimcileri ve teknoloji yenilikçiliklerini bir dizi çalıştay ve toplantıda toplayarak, su sektöründeki bozulma adına birçok alanda değerli bilgiler edindi. Umut verici olarak, ihtiyaç duyduğumuz çözümlerin birçoğunun aslında gözümüzün önünde olduğu görüldü.

İşte Dördüncü Sanayileşme Devrimi’nin (Endüstri 4.0) su güvensizliğini nasıl geçmişte bırakabileceğine dair 5 örnek;

Gelişmiş Su Kaynakları Yönetimi İçin Blok Zinciri Yöntemi (Blockchain)

Taraflar arasındaki işlemleri kaydetmek için güvenli, şeffaf ve ortak bir defter sağlayarak, blok zinciri tabanlı teknolojiyle su kaynaklarının yönetilme ve ticaretinin yapılma şekli temel olarak değiştirilebilir. Her şeyden önce, blok zincirinin kullanılması hane halklarının, endüstri tüketicilerinin, su yöneticilerinin ve politikaya yön veren herkesin su kalitesi ve miktarı hakkındaki aynı verilere erişmesini ve daha bilinçli kararlar almasını sağlayabilir. Bu türden bir şeffaflık, tüketicilerin su tasarrufu yapmasını ya da tasarruf için karar vermelerine yardımcı olacaktır. Blok zinciri teknolojisi aynı zamanda, belirli bir havzada eş düzeyde hakları olan insanların ticaret yapmasını da destekleyebilir. Yeterli kaynaklara sahip olan ve kaynaklarını paylaşmaya istekli olan su kullanıcılarını güçlendirebilir. Aynı su havzasındaki çiftçilerin hava durumu verileri, ürün fiyatları, pazar eğilimleri ve uzun vadeli iklim eğilimlerine dayanarak tahsisatlarını yapmalarına karar verebilecekleri bir senaryo düşünün. Su yönetimine karşı bu tür şeffaf ve gerçek zamanlı bir yaklaşım, bilgiye erişimi demokratikleştirerek ve verilerin tahrifatını önleyerek belirli yerlerdeki gerilimleri büyük ölçüde hafifletebilir.

Merkezi Olmayan Yeniden Kullanım Sistemleri

2050 yılına kadar 7,3 milyar insan yani dünya nüfusunun yaklaşık %70’i şehirlerde ikamet edecek. Kentsel büyümenin %90’ından fazlasının büyük ölçekli, merkezi su altyapısı uygun olmayan, finansman kısıtlamaları olan, yönetim sorunları ve iklim değişkenliği görülen gelişen pazarlarda gerçekleşmesi öngörülmektedir. Merkezi olmayan çözümler, güvenli su ve sanitasyon hizmetlerine olan erişimi genişletmek için bu ortamlarda kritik bir rol oynayabilir. Nesnelerin İnterneti (IoT) ve Yapay Zeka (AI) gibi Dördüncü Sanayi Devrimi teknolojilerinden yararlanan yenilikçi finans çözümleri ve iş modelleri merkezi olmayan çözümlerin ölçeklendirilmesi için gerekli olduğunu kanıtlayacak. Böylece şehirlerimiz daha sağlıklı ve esnek olmayı garanti altına alacak.

Su Riskini Yönetmek İçin Havza Düzeyinde İçgörüler

Günümüzde Cape Town’daki gibi durumlar acı bir gerçeği yansıtıyor: Su havzalarımız, iklim değişkenliği, nüfus artışı, endüstriyel kullanım ve su güvensizliğinin diğer unsurları nedeniyle artan bir tehditle karşı karşıya. Bununla birlikte WWF, Uluslararası Koruma, Dow ve benzer kuruluşlar havza sağlığı için umut verici yaklaşımlar başlattı. Uydu görüntüleri, IoT, AI ve diğer ileri teknolojilerle su havza risklerini daha erken tespit etmemiz sağlanabilir. Felaket risklerinin gerçeğe dönüşmesini engelleyebilecek özel yatırım kararlarını alabileceğimizi hayal edin. Microsoft, Orbital Insight ve IBM gibi aktörler, su sektörünün içinde ve dışında bu olanakların bazılarını kullanırken nelerin mümkün olabileceğine dair değerli örnekler sunuyor.

Yeni Su Kaynakları Üretmek İçin Gelişmiş Materyaller

Yeryüzündeki suyun sadece %0,5’inin insan tüketimine hazır olduğu bir dünyada, artan taleplerin yeni kaynaklar ile karşılanması gerekmekte. İleri düzeydeki materyallerdeki gelişmeler, su kıtlığına yönelik çözümlerin önemli bir parçası olacak. Bilim insanları, neme bel bağlamadan, havadan su toplanmasını sağlayarak kurak ve su kıtlığı olan bölgelerde dönüşüm sağlandığını kanıtlayan gelişmeler sunuyor.

Akıllı Su ve Sanitasyon Şehirleri

Artan şehirlerin daha esnek hale gelmesi ya da genişleyen kentsel alanların ihtiyaçlarını karşılamak için temel hizmet sistemlerinin tasarlanması, teknolojinin sunduğu yeni fırsatların yanı sıra ekonomik fırsatlar da yarattığının bir göstergesi. Örneğin Tuvalet Kurulu Koalisyonu, Hindistan’ın Pune şehrinde “sanitasyonun dijitalleştirilmesi” etrafında heyecan verici bir çalışmaya öncülük ediyor.

Bunlar Dördüncü Sanayi Devrimi’nin ve Birleşmiş Milletler 6. Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi’nin yani “Temiz Su ve Sıhhi Koşullar”’ın  ilerlemesinin hızlanmasına yardımcı olabilecek yepyeni bir çözüm paketine dair sadece bir kaç örnek.

Ancak bunlar otomatik olarak gerçekleşmeyecek. Teknolojileri arıtmaya ek olarak, doğru yönetim çerçevelerini ve politikalarını, toplumsal katılımı ve kabulü, yatırım alanlarını ve finansman modellerini oluşturmak da önemli olacak. Tek bir teknoloji dünyanın su ve sanitasyon problemlerini çözemez ancak Dünya Su Günü’nde kesinlikle kutlanacak bir şeyimiz var: İhtiyacımız olan çözümler bizim avucumuzun içinde.

Kaynak