“Girişimci, Toplumdan Aldığı Desteği Yine Toplumla Paylaşmalıdır.”

Idema Haber olarak, 2014 yılına faaliyetlerine başlayan Girişimcilik Vakfı Genel Müdürü Sayın Mehru Aygül ile Girişimcilik Vakfı’nın çalışmaları, Türkiye’deki girişimcilik kültürü ve kalkınma üzerine yaptığımız röportajı sizlerle paylaşıyoruz.

Okuyucularımıza ‘Girişimcilik Vakfı’ hakkında kısa bir bilgilendirme yapabilir misiniz?
Girişimcilik Vakfı, 2014 yılının Nisan ayında Sina Afra ve Türkiye’nin önde gelen girişimcileri, iş insanları ve fikir önderleri tarafından kuruldu. Vakıf olarak; nüfusun yarısından fazlasının genç olduğu ülkemizde girişimcilik kültürünün gelişmesi için gençler ile birlikte çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Sadece Türkiye’de değil, dünyada da bir ilk olma özelliği taşıyan Girişimcilik Vakfı; Fellow Programı ile gençleri geniş bir ağın parçası içerisine sokuyor ve onları ilham veren girişimciler ile tanıştırıp, deneyimlerinden faydalanma imkânı sunmayı amaçlıyor. Girişimcilik Vakfı Fellow Programı’na 6 aşamalı bilimsel bir seçim süreci ile seçilen gençler, her iki ayda bir “FellowUP” ilham buluşmalarına, network etkinliklerine, staj ve deneyim etkinliklerine katılıyorlar.

girisimcilik-vakfi-sina-afra

 “Girişimcilik Vakfı”nın şu an geldiği noktayı; geçtiğimiz yıla göre değerlendirdiğinizde nasıl bir tablo ortaya çıkıyor?

Girişimcilik Vakfı, girişimcilik kültürünü yaymak ve gençlere ilham vermek motivasyonuyla kuruldu. Amacı kesinlikle zaten şu an girişimci olan insanlara yönelmek değil. Çünkü bunu yapan geniş bir ekosistem zaten mevcut. Girişimcilik Vakfı’nın temel amacını, yetenekli gençleri girişimciliğe teşvik etmek olarak belirledik. Bunu yaparken de sadece ilham mekanizmasını kullanıyoruz. Yani Fellow programına katılanları iki ayda bir başarılı bir girişimciyle buluşturup, bu girişimcinin başarı öyküsünü gençlerle paylaşıyoruz. Programa katılanlar dinledikleri başarı hikâyeleriyle kendilerini geliştiriyorlar. Bu sayede girişimcilik hakkında anlatılan hikâyeler de çoğalıyor ve daha fazla kişiye ulaşıyor.

Girişimcilik Vakfı, dünyada bu temeller üzerine kurulan ve uzun vadeli girişimcilik kültürünü geliştirmeyi hedef almış ilk ve tek vakıf. 2014 seçim sürecini duyurduğumuzda programa 6400 üniversite öğrencisi 170’den fazla üniversiteden başvuru yaptı. Sonuç olarak, 20 kadın – 20 erkek öğrenciden oluşan 40 Fellow seçtik ve onlarla birlikte Girişimcilik Vakfı programı başlamış oldu. Bu sene ise 30.000 başvuru aldık. Bu 30.000 başvuru arasından 28 farklı üniversiteden 50 öğrenci daha aramıza katıldı. Şu anda 40 kadın-40 erkek öğrenci ile büyüyen bir aile olarak yolculuğumuza devam ediyoruz. Kurulduğumuz günden bu yana bizler gençlere girişimcilik dünyasının kapılarını aralıyoruz. O dünyayı ve kendi potansiyellerini keşfetme fırsatı veriyoruz. Ama en nihayetinde bu onların yolculuğu. Öğrencilerin Fellow Programı’na olan ilgileri, bu konudaki artan motivasyon ve heyecanları bize doğru yolda olduğumuzun sinyallerini veriyor.

“Girişimcilik Vakfı’’ olarak etki alanınızı nasıl görüyorsunuz?

Fellow Programı ile biz öncelikli olarak ülkede girişimcilik potansiyeli taşıyan gençlerin hayatına etki ediyoruz. Biz Fellow’larımızı uzun bir zincirin halkası olarak görüyoruz. Onlar bu programdan aldıkları ilham ile başkalarının hayatlarına ilham veriyorlar. Tabi bu etkiyi yaymak kendi sorumlulukları içerisinde çünkü, Girişimcilik Vakfı’nın yaratmak istediği kültürün en temel öğelerinden biri de “giveback” (“karşılığını verme”) bakış açısını gençlerin hayatına yerleştirmek. Girişimci, toplumdan aldığı destek ile kazandığı başarıyı yine toplumla paylaşırsa, ancak o zaman başarıyı ölçeklendirme ve onu çoğaltma şansı olur. Buna kesinlikle inanıyor ve bunu Fellow Programı’mızın da vazgeçilmez bir öğesi olarak kabul ediyoruz. Dolayısıyla Fellow’larımız aldıkları ilhamı çevreleriyle paylaşarak bu zinciri büyütüyorlar.

Türkiye’de girişimcilik çalışmaları ve projeleri yürütmenin olumlu ve olumsuz yönleri nelerdir?

Türkiye’de girişimcilik günden güne daha çok önem kazansa da hala toplum olarak girişimciliğe mesafeli olduğumuz söylenebilir. Günümüzde, Türkiye toplumunda yerleşik bazı düşünme ve yaşama tarzları mevcut ve Türkiye toplumu bir genelleme yapacak olursak; kendini güvenceye alma içgüdüsüyle hareket ediyor ve kararlarını da bu yönde alıyor. Elbette bunda ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal durum ile eğitim faaliyetlerinin önemi oldukça büyük. Hal böyleyken, girişimcilik birçok insan için riski yüksek ve zorlu bir kariyer seçeneği olarak görülüyor. Bu ortamda fırsatlarla olduğu kadar risklerle de dolu olan girişimcilik adına çalışmalar yapmak ve insanları bu yönde teşvik etmek elbette kolay değil. Aslında bizler, gençlere bugüne kadar öğütlenenin tam tersine onları konfor alanlarından çıkarıyoruz. Bu hem onlar hem de bu kültürü yaymaya çalışırken bizler için zorlayıcı olabiliyor. Öte yandan toplumda her zaman çok daha acil ve öncelikli temel sosyal sorunlar mevcutken ilgiyi bu yöne çekmek çok kolay olmayabiliyor. Ama bizler aynı zamanda girişimcilik kültürünün sosyal ve ekonomik kalkınmayı da beraberinde getireceğine inanıyoruz. Türkiye’de de bu potansiyel var. Gençlerin Vakfımıza ve çalışmalarımıza olan ilgisi bu inancımızı pekiştiriyor. Açıkçası, her ne kadar gençlere ilham vermek amacıyla kurulmuş bir Vakıf olsak da bizler de ilhamımızı o gençlerden alıyoruz. Her şeye rağmen keşfetmeye, denemeye, öğrenmeye açık büyük bir potansiyelle bu yolda ilerlemek keyif verici.

Sizce günümüzde en önemli uluslararası kalkınma sorunları nelerdir? Bunu girişim ve gelişim perspektifiyle açıklayabilir misiniz?

Kalkınmadaki en temel sorun sürdürülebilirlik, bunu sağlamak her geçen gün zorlaşıyor. Ekonomik, sosyal ve teknolojik kalkınmayı sağlarken sürekli tüketiyor ve salt tüketime teşvik ediyoruz. Uzun vadede ortaya çıkacak girişimlerin de sürdürülebilir kalkınmayı desteklemesi gerektiğine inanıyorum. Zaten etki yaratan girişimcilik modeli, bünyesindeki ekonomik kalkınmanın yanında değer yaratan unsurları da barındırmalıdır.. Biz de bu nedenle; geleneksel girişimlerden daha çok değer yaratan girişimlere odaklanıyoruz.

 “Girişimcilik Vakfı’’ olarak önümüzdeki yıllarda ne tür çalışmalar yürütmeyi planlıyorsunuz?

Girişimcilik Vakfı ilerleyen yıllarda büyüyen bir aile olarak girişimcilik dünyasında ve uluslararası ekosistemde öncü bir kurum haline gelmeyi hedefliyor. Sadece Türkiye’de değil dünyaya da girişimcilik kültürünün yaygınlaşması yolunda etki yaratmayı amaçlıyoruz. Tekrar altını çizmek gerekirse; Girişimcilik Vakfı dünyada bir benzeri daha olmayan bir model. İnancımız vakıftan beslenen gençlerin aldıkları ilhamla etraflarını aydınlatmaları ve bu ruhu daha çok yaymaları. Önümüzdeki yıllarda daha çok gence ulaşıp, daha çok genç insanın içindeki girişimci ruhu keşfetmelerine vesile olmak istiyoruz. Böylece ülkemizdeki değer yaratan, ekonomik, toplumsal ve teknolojik kalkınmaya katkı sağlayan girişimlerin de sayısı artmış olur. Bir diğer hedefimiz ve dileğimiz de Türkiye’de kadın girişimciliğin önümüzdeki yıllarda artması. Biz Fellow Programı’mızda da kadın-erkek dengesine önem vererek; kadınların girişimcilik potansiyellerini harekete geçirmeleri konusunda büyük bir şevkle çalışıyoruz. Tüm bunları yaparken elbette ekosistemin ve sektördeki paydaşlarımızın desteğine ihtiyaç duyuyoruz. Bu yolda özellikle üniversitelerin, ailelerin ve ülkedeki mevcut politikaların da gençleri destekliyor olması bizler için çok önemli bir yerde duruyor.