İş kazalarında ölümler nasıl önlenebilir?

Her yıl 2 milyondan fazla kişi iş yerinde iş kazaları yüzünden hayatını kaybediyor. Peki bu durum nasıl önlenebilir?

Uluslararası Çalışma Örgütü’ne (ILO) göre, mesleki kazalar veya işle ilgili oluşan hastalıklar yüzünden her yıl 2.3 milyondan fazla insan hayatını kaybediyor. 
ILO’nun verilerine göre sadece işle ilgili kazalardan ve hastalıklardan dolayı meydana gelen kaybın küresel ekonomiye maliyetinin, yıllık 3 trilyon doları aştığı tahmin ediliyor. Ayrıca, yakın tarihli bir başka raporda, dünyadaki 3.2 milyar işçinin giderek daha kötü çalışma şartlarında çalışmak zorunda kaldığı ve büyük çoğunluğun ekonomik güvensizlik içerisinde yaşadığı belirtiliyor. Üstelik bu işçilerin neredeyse %77’si yarı zamanlı ve geçici işlerde güvencesiz bir şekilde çalışıyor.
Giderek artan iş gücünün büyümesi, işçilerin de daha sağlıksız ortamlarda çalışmalarına neden oluyor. Özellikle beyaz yakalı kesimin %52’si obezite gibi kilo problemleri yaşarken, %38’i ise iş yerlerindeki aşırı baskıdan rahatsız durumda.

ILO HABERİ RESİM 1

Sağlıkla ilgili sorunların ve ölümlerin sosyal ve beşeri maliyetlerinin yanı sıra, iş yerinde sağlıklı yaşam eksikliği hem işletmeler hem de küresel ekonomi için ekonomik yük haline dönüşüyor.

İş gücünün maruz kaldığı kazalar ve hastalıklardan dolayı yaşanan maddi kaybın gayri safi milli hasılada %10 ile %15’i geçmesi bekleniyor. ABD’de elde edilen verilerde sadece işle ilgili yaralanmalar, hastalıklar ve stresten dolayı işçilerin işlerinden ayrılmalarının, yılda 2.2 trilyon dolardan fazla ekonomik kayba mal olduğu tahmin ediliyor.

ılo haberi resim 2

2013 yılında, Dünya Ekonomik Forumu’nun İş Yeri İttifakı Raporu’nda, iş verenlerin, işçilerinin esnekliğini artırması için  sorumluluk taşımasının bir işçinin üretkenliği ve refahı için büyük önem taşıdığı ifade ediliyor.

Çalışan nüfusun %50’sinden fazlası, zamanın büyük bir çoğunluğunu işbaşında geçiriyor, bu nedenle bireylerin iş yerinde daha sağlıklı yaşam tarzları geliştirmelerini teşvik etmenin ve yönlendirmenin yanı sıra farkındalıkların artırılması da büyük önem taşıyor. Hatta, çalışanların iş yerinde zinde ve güvenli oluşunun ailelerine ve topluluklarına da yansıtılması  bu durumun çarpıcı bir etkisi olduğu kanıtladı.

Güvenlik ve sağlık sorunlarının nedenleri her sektöre göre farklılaşıyor. Örneğin küresel olarak elde edilen verilerde kentlerde yaşanan iş kazalarının neredeyse %6’sı, inşaat sektöründe gerçekleşiyor. Bunun nedeni, şantiye alanlarının zorlu koşullarda bulunması, işçilerin sürekli ortam değiştirmesi ve iş süresince personelden yüksek hızın beklenmesi. Ayrıca binalar inşa edilirken kurulan iskelet sisteminin bozuk olması ve beton gibi tehlikeli maddelere maruz kalmaları, işçilerin sağlık sorunlarıyla birlikte bu sektörde yaşanan iş kazaları oranını da artırıyor.

Amaç: İş Kazalarından Meydana Gelen Ölüm ve Yaralanma Vakalarını Sıfıra İndirme Hedefinin Benimsenmesi

İnşaat endüstrisinde yaşanan kazalara rağmen iş kazalarında ve işe bağlı oluşan sağlık sorunlarını önlemede uzun bir yol kat edildi. Endüstriyel inşaat ortamında inşaat sahiplerinin işçi gücünün refahı üzerine odaklanması için büyük bir bütçe, zaman ve yönetim taahhüt etmesi gerekiyor. Bu süreçte iş verenler bakımlarından yükümlü oldukları her işçinin güvenliğini teşvik eden programlar sağlamaları gerekiyor. İş yerinde çalışan güvenliğini sağlamak için yaralanmaların önlenmesinden yaralanmalar anında yönetime kadar büyük dikkat gösterilmesinin yanı sıra zaman içinde  “hedef sıfır” anlayışının benimsenmesini gerektiriyor.

Bu anlayış, Ernst & Young’ın yakın tarihli bir raporunda “Sağlığın ve Güvenliğin Geleceği – Sıfırın Ötesine Geçme” olarak da adlandırılıyor. Birçok iş yerinde, güvenlik, üretim ve kar, iş zorunluluklarından kopuk ayrı bir süreç olarak yönetiliyor. Ancak, sağlık ve güvenlik kendi başına bir süreç değil, iş kararlarının, stratejinin, kültürün ve performansın bir sonucu.

İş yerinde, sağlıklı, güvenli ve zinde bir için hayat için aşağıdaki 6 alanın genel işçi refahını arttıran bir tür kültür ve çevre yarattığı kanıtlandı.

1. Sağlık, güvenlik ve zindelik konularında kültürel bir tutku oluşturan örgütsel liderlik yapısı oluşturmak

Her iş yeri, gün sonunda çalışanlarının eve güvenli ve sağlıklı bir şekilde dönmelerini sağlamalı. Çalışanlarının sağlıklı bir iş ortamında bulunmaları için iş sağlığı ve güvenliği konularında sıfır toleranslı bir yaklaşım olmalı. Tüm bu ortamı kurmak için de saygı, empati ve etik kavramları temel gereksinimler arasında yer alıyor.

2.Sağlıklı, güvenli ve zinde bir yaşam bilinci için güçlü bir diyalog kurma

İş yerlerinde oluşan sorunları tartışmak ve bu sorunlara  çözüm bulmak için işveren ile işçiler arasında açık iş birliği bulunması ve mağduriyetleri ileriye dönük bir şekilde yöneten bir yönetişim sisteminin oluşturulması önemli. İşçilere yönetim ve eylem komiteleri hakkında sorular sormak ve gözlem ekiplerine katılmalarını istemek  yalnızca olası tehlikeleri önlemez, aynı zamanda güvenli bir iş ortamı hissinin uyandırılmasını sağlar.

3. Sosyal istikrar ve güvenlikle refah ortamının sağlanması

Sosyal güvenlik hakkı, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ne yansıyan bir insan hakkı olarak kabul ediliyor. Toplumun üyesi olan herkes, sosyal güvenlik hakkına sahip. Bir kuruluşun, iş gücünün rahatını sağlaması için toplumun sunduğu sosyal güvenlik zorluklarının yanı sıra dijital ve teknolojik ilerlemenin ortaya çıkardığı sonuçları da sürdürülebilir bir şekilde ele alması büyük önem taşıyor. Kapsamlı büyümeyi teşvik eden, gelir eşitsizliğini azaltan, alternatif sosyal güvenlik modelleri getiren yenilikçi yaklaşımlar, gelecekte istihdam edeceklerin refah bir ortamda yaşamasına büyük ölçüde katkıda bulunmasını sağlar.

4. İleri teknoloji ile gelen refah

Yeni teknolojinin emek için pek çok olası etkisi olmasına rağmen, emniyet ve sağlık açısından bir takım fırsatları öngörmek mümkün. İleri teknolojiler iş tehlikelerini ortadan kaldırarak ve fiziksel hareketi kolaylaştırarak işçi sağlığını artırır.

Yaşlı işçiler bağlamında, bu teknolojiler, bir insanın güçlü, esnek ve hareketli bir dış iskelet kullanmasına olanak sağlar. İnsan-makine ara yüzlerinin diğer örnekleri olan genişletilmiş ve sanal operatörler, sağlıklı operatörleri, giyilebilir sağlık sensörleri ve takip cihazları, akıllı kişisel asistanlar ve daha birçok teknolojik gelişme iş yerlerinde çalışanların iş yükünü azaltarak daha refah bir çalışma ortamı sunabilir.

Teknolojideki bu gelişmeler devam ettikçe, bugün uygulanabilecek yenilikler, işçilerin kendilerini yalnızca tehlikeli koşullardan uzaklaştırmakla kalmıyor aynı zamanda potansiyel olarak daha verimli hale getirmelerini sağlıyor. Bu sayede tüm inşaat endüstrileri, teknolojinin kullanımını ilerletme fırsatı buluyor ve sonuç olarak  iş gücü katılımını daha güvenli hale getiriyor.

5. Mesleki gelişim yoluyla refah

Sağlıklı ve güvenli bir ortamda bulunmanın mesleki gelişim ortamının güçlenmesine büyük katkısı var. Bu yüzden gelişmiş güvenlik ve sağlık olanakları, şirketlerde iş gücünün gelişmesine de yardımcı olacak. Çalışanlara ekstra esneklik kazandıran şirketler bu alandaki en uç noktaya gelebilir. Bu nedenle, doğru yetenek kümesiyle en iyi yeteneği çekmek için, sağlıklı bir çalışma ortamı ile birlikte bir sağlıklı yaşam kültürü de giderek önem kazanıyor.

6. İş yerinde zihinsel ve duygusal refahı sağlamak için özel eylemlerin yapılması

Çoğu zaman, iş yerinde psikolojik ve duygusal sağlığın önemini hafife alınır. Zihinsel ve duygusal refah genel sağlık için çok büyük önem taşır. Olumlu akıl sağlığı, insanların potansiyellerini tam olarak kavramalarını, yaşam stresleri ile baş etmelerini, üretken olmalarını ve topluluklarına anlamlı katkılarda bulunmalarını sağlar.

Eğer işverenler, çalışanlarına gerekli çalışma hayatı dengesini sağlayarak, empati kurulan bir örgüt kültürü yaratarak, stres azaltma programları sunarak, taciz karşıtı politikalar uygulayarak ve aile iznini destekleyerek diğer birçok durumda olası zihinsel ve duygusal sağlık problemlerinin önlemesini sağlayabilir.

Kaynak