Kalkınma için Yeni İhtiyaç: Ağ Fabrikaları

“Bilgi ağları ile artık uzaklar daha yakın hale geldi ancak toplumun mekana yönelik ihtiyaçları halen devam ediyor.”

On yıllardır artan biçimde kentlerde yaşamaya devam ediyoruz. Yaşamlarımızı bu kentlerin gelişimine bazen uyum sağlayarak bazen onları değiştirerek sürdürüyoruz. Şanslı olanlarımız farklı kentleri bazen iş, bazen proje, bazen de gönüllülük ile keşfedip yeni dostluklar, işler ve süreklilik içerecek ilişkiler kuruyoruz.

1cd79f8

Bu bağlamda şanslı birisi olarak iş, gezi ve hayatı harmanlayarak Türkiye’de ve yurt dışında gözlem yapma imkanları buldum ve bulmaya devam ediyorum. Son bir kaç yıldır fark ettiğim nokta ise; iş sebebiyle bazen kentleri keşfedemeden bir toplantı salonu ya da  otelde ve etraftaki bir dönercide zamanımızı harcıyoruz.

Son iki yıldır ise farklı ülkelerde birer iş ağı gibi çalışan merkezleri görme imkanım oldu. Bunlar arasında Stockholm, Bilbao, Washington, Brüksel, Londra, Chicago ve İstanbul’u sayabilirim. Bu merkezlerden kastım girişim merkezleri, ortak ofisler, paylaşımlı ofisler, inovasyon ofisi gibi alanlar olmaları. Bahsettiğim merkezler farklı formlarda insanları bir araya getiren ve onlarla ağ oluşturan etkili birer mekan olmanın yanında hem sunduğu platform hem de iş ağları ile yeni ekonominin çekici merkezleri oluyorlar.

Manuel Castells’in ağ toplumu olarak tanımladığı bir dünya sürecinde kurumlar, kentler, toplumsal yapılar ve iş biçimleri de ağlar aracılığı ile yürüyor. Castells’in anlatımıyla bilgi ağları ile artık uzaklar daha yakın hale geldi; ancak toplumun mekana yönelik ihtiyaçları halen devam ediyor. Elbette bu mekan ihtiyacı da ağlar, teknoloji ve internet ile son 10 yıldır bir dönüşüme uğruyor. Bu dönüşüm bazen dışımızda oluyor ve onu göremezsek ona katılamıyoruz. Bu yüzden bu hızlı dönüşümü fark etmek ve katılmak önemli bir ihtiyaç olarak öne çıkıyor.

Peki bu yeni ağlara katılım, onun mekan formları ve ona duyduğumuz ihtiyacı gidermek pahalı, zor ve erişilmesi zor mu?

En kısa cevap olarak kesinlikle değil. Sadece öncelikle değişime açık olmak ve  zihniyet değişimine adapte olmak gerekiyor. Uluslararası bir AR-GE yatırım çalışmasında bu zihniyet değişimini görebildim. Buna göre, eskisi gibi bir milyar dolar yatırım yapın da istihdam oluşsun ve AR-GE yatırımı olsun diye olmuyor hiçbir şey. Artık milyar dolarlık sağlık ve teknoloji gibi Ar-Ge yatırımları farklı kentlerde bu konuda çalışan ağ merkezlerinin ve içindeki alt ağların oluşturduğu bir girişim ile hayata geçiyor. Milyar dolarlar yatırılmıyor ama milyar dolarlık sonuçlar elde edilebiliyor. Bunu nasıl anlatabiliriz; şöyle ki Türkiye’de genç nüfus çok yüksek olmasına rağmen Almanya’da doğup büyüyen ve aileleri birkaç kuşak önce Türkiye’den göç etmiş sporcuların daha yetenekli olmasa da daha profesyonel birer futbolcuya dönüşmeleri Almanya’daki spor sahaları, eğitim, spor-eğitim ağları ile kentlerin bu altyapı olanağı sağlaması ile oluşuyor.

Bu noktada o ağlarda mevcut olmak ve o ağları ve işleyişlerini bilmek en önemli ihtiyaç halini alıyor ve bunun için de yeni bilgi mekanlarına ihtiyacımız ortaya çıkıyor. Üstelik son yıllarda artan sosyal medya furyası ile artık daha sosyal ama yalnız bir hayat biçimine savrulurken yeni sosyal iş ağlarına ihtiyacımız artıyor. Yeni kalkınma vizyonu da bu ağların artmasına, değer üretmesine ve pozitif uygulamalar üretmesine bağlı.

Adsız

Bu ağlar zaten bir ağ merkezi olan İstanbul’da oldukça yaygın ama İstanbul’u Türkiye’nin ağ merkezi olarak görürsek İstanbul’un etkileşime gireceği yeni ağ ve mekanlara ihtiyacı var. Bunun yanı sıra uluslararası ölçekte da İstanbul dışında da ağlara erişim sunacak bilgi merkezlerine ihtiyaç var. Bu noktada geçtiğimiz yıl Washington’da bir plaza katında yer alan 1776 ile tanıştım ve ziyaret etme imkanım oldu. 1776, Silikon Vadisi fırtınasına rağmen başkentte bir yaklaşım geliştiren ve başarılı olan bir kuluçka merkezine dönüşmüştü. Ayrıca sosyal bilimciler ile teknoloji gurularını bir araya getirip onlara o mekanda şirket kurdurmayı hedefleyen atölyeler yapıyorlardı. Washington’a gelen girişim ve teknoloji gibi konularda uluslararası vizyona sahip kim varsa bir şekilde kendini orada buluyordu. Bunun yanı sıra, tüm bu süreç içerisinde 1776, dünyanın bir çok yerinde kendine bir ağ kurmuştu. Alt kat komşusu ve ortaklıklar içinde çalıştıklarıyla dijital kod yazmadan dijital data analizine kadar farklı alanlarda sertifika eğitimleri sunan “GeneralAssembly” bu konuda uygun bir örnek olarak gösterilebilir.

Adsız1

Zira bu ağ merkezleri hem bir Ağ Fabrikası gibi çalışıyor hem de bir Ağ Elçisi oluyordu. Bu örneğin bir benzeri hem kent hem de içerik olarak İzmir’de yükseliyor, yükseliyor derken bir ağın ilmik ilmik inşa örüldüğünü gördüğüm için söylüyorum. IDEMA’nın İzmir ofisine de ev sahipliği yapan GNN Offices (http://www.gnnoffices.com), ORIGINN adıyla bir ortak ofis ve İzmir için bir ağ fabrikasını Ocak 2016 içinde hayata geçiriyor. İzmir’deki yeni iş bakışını ve İzmir’in yıllardır Uluslararası Fuarcılık vizyonu ile kentte bıraktığı etkiye genç ve yeni nesil bir bakış açısı ile tüm dünyaya bağlayacak bir ortak ofis mekanı, bir ağ merkezi geliyor. Tasarım, inovasyon, uluslararasılık, marka, vizyon, ağlar, ortaklıklar temelinde bir çekim merkezi olma potansiyeli olan ORIGINN ile İzmir’de girişimcilik, inovasyon ve kalkınma alanında bir işbirliği alanı oluşacak. ORIGINN kendisini “yeni nesil ofisleri, coworking (ortak çalışma alanı), etkinlik ve konferans alanları ile kentteki en verimli çalışma ve buluşma ortamı” olarak tanımlıyor. “www.originn.com.tr” ile yakında daha detaylı bilgi olacak.

İzmir’de gelişen bu ağ oluşturma hikayesini takip etmek değerli olacaktır. “idemahaber” olarak da ORIGINN bünyesindeki proje, gelişme ve yapılan konferans ve atölyeleri güncel olarak video ve haber içerikleri ile paylaşıyor olacağız.