Kent Yönetimi ve Göç İlişkisi

Elif Aksoy
IDEMA
L.I.F.E EĞİTİM KOORDİNATÖRÜ

IDEMA L.I.F.E İstanbul Eğitim Koordinatörü Elif Aksoy, Kent Yönetimi ve Göç İlişkisi üzerine görüşlerini IDEMAHABER okuyucuları için kaleme aldı.

Geçtiğimiz Ekim ayında Marmara Belediyeler Birliği ve  Marmara Urban Forum (MARUF) iş birliğinde bir kent forumu düzenlendi. Temel amacı, Türkiye’nin şehircilik alanında marka olacak küresel bir kent forumu  kazandırmak olarak belirlenmişti. 1-3 Ekim 2019 tarihlerinde İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen MARUF; şehirlerin tasarımı, ihtiyaçlar doğrultusunda dönüşümü ve yönetiminde önemli rol oynayan paydaşları bir araya getirerek etkili bir  bilgi, deneyim ve paylaşım platformu oluşturmuş oldu. Forum, ilk yılında katılımcıların karşısına kent yönetimini yakından ilgilendiren 12 farklı tema ile çıktı. Bunlardan başlıcaları çevre ve iklim değişikliği, göç, kentsel altyapı ve ulaşımdı.

Gelişen iletişim ve ulaşım teknolojilerinin dünyanın hemen her yerini erişilebilir hale getirmesine paralel olarak, yaşanan kriz ve hareketlilik durumlarında kentlerin ve bölgelerin  rolününün önemi üç gün boyunca alanlarında yetkin temsilcelerle tartışıldı. Tüm panellerin ortak hedefi ise nasıl daha güçlü yerel yönetimler oluşturulur, nasıl daha dayanıklı, güvenli, yaşanabilir ve eşitlikçi  kentler oluşturulur sorularına cevap bulmak, etkili çözümler geliştirmekti. 

Bilindiği üzere, Türkiye’nin son yıllarda yaşadığı  yoğun göç dalgası sadece toplumu değil kurumları da derinden etkilemekte ve bu durum özellikle yoğun göç alan kentlerin ilgili kurumlarını birlikte yaşamaya yönelik politikalar üretmeye zorlamakta. Bu bağlamda, MARUF’da tartışılan konulardan  biri de Geçici Koruma Altındaki Suriyelilerin Türkiye’deki durumuydu. 3 Ekim günü düzenlenen Göç temalı panelin moderasyonu Brookings Enstitüsü uzmanlarından, Türkiye programı direktörü ve TÜSİAD kıdemli araştırmacısı, uluslararası ilişkiler profesörü Kemal Kirişçi tarafından yapıldı. Diğer panelistler; Türk Alman Üniversitesi Göç ve Uyum Araştırmaları Merkezi-TAGU Müdürü Prof. Dr. M. Murat Erdoğan, Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, Politika Analisti Omar Kadkoy, ve Ulusal Proje Yöneticisi M.Sinan Özden’ di. 

Prof. Dr. Murat Erdoğan uyum politikaları konusunda önemli sorunlara değindi. Erdoğan’a göre bu sorunlardan birisi Suriyeli bireylere verilen geçici koruma statüsünün kalıcı uyum politikalarının önünü tıkıyor olması. Diğer bir  önemli sorun başlığı ise toplumumuzun, daha huzurlu yaşayabilmemiz adına azami önem taşıyan uyum politikalarını içselleştirememiş olması. Erdoğan, konuşmasının devamında Suriyeli geçici koruma altında olan kişilerin en az %80’inin kalıcı olduğunu düşündüğünü dile getirdi. Bu nedenle uyum/entegrasyon sürecinde özellikle kentli mültecilerin yerel yönetimlerle aktif iş birliğinde olmasının çok faydalı olacağını ifade etti. 

Panelin devamında Prof. Dr.Yusuf Adıgüzel, gelişmiş kentlerde yaşayan üst, elit sınıfın duyduğu yoğun Araplaşma korkusunun, uyum politikaları geliştirme ve uygulama konularının önünde yatan faktörlerden biri olduğunu belirtti. Adıgüzel, uyum mekanizmasının  iki yönlü işlediğini belirterek, oturum hakkı, çalışma izni, eğitim, istihdam gibi teknik uyum boyutun göreceli olarak kültürel uyum sürecinden daha kolay olduğunu, kültürel bağlamda uyumlu olmamızın belki de 3., 4. nesile kalacağını belirtti. Adıgüzel’e göre ev sahibi topluluk olarak, entegrasyon ile asimilasyon kavramları arasındaki farkı iyice anlamamız ve uyum süreçlerini buna göre tasarlamamız gerektiğinin altını çizdi.

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştıma Vakfı’nda politika analisti olarak görev alan Omar Kadkoy konuşmasına  kendinden önce yer alan diğer panelistlerin çok değinmediği ekonomik entegrasyon ve kalkınmanın toplumlar arasında yaşanan zorlukların, ön yargıların panzehiri olabileceğini belirterek başladı. Kadkoy, bu konuda dinleyicilerle  önemli veriler paylaştı. 2018 yılında kurulan 1595 şirketin kurucu ortaklarından birinin Suriyeli olduğunu belirten Kadkoy, Türkiye’de kurulan Suriyeli şirketler 44 bin Suriyeliyi de istihdam ettiği bilgisini dinleyicilerle paylaştı. 

Tüm bu değerli görüşler doğrultusunda, 3.5 milyondan fazla Geçici Koruma Altındaki Suriyeliyi barındıran bir ülke olarak etkili toplumsal ve ekonomik uyum politikaları geliştirmenin ve uygulamanın hayati önem taşıdığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Mültecilerin yerleştikleri ülkedeki toplum ile bütünleşme sürecinde devlet kurumları, yerel yönetimler, aile, eğitim vb. gibi toplumsallaşma aracılarının büyük rol oynadığı karşı konulmaz bir gerçek olarak karşımızda durmakta.

Please follow and like us: