Teknoloji şirketleri mültecilere nasıl destek olabilir?

Şirketler mültecilere nasıl destek olabilir? Özel sektörün insani ve kalkınma çalışmalarındaki rollerinin artışına bakıldığında Silikon Vadisi’nde birçok lider kendine mülteciler için ne yapılabileceğini sormalıdır.

Bu yıl Dünya Mülteciler Günü’nde bazı teknoloji firmaları ülkelerinden edilmiş sığınmacılara destek olmak için yeni girişimler başlatırken bazıları da geçmiş girişimlerin ilerleyişini kontrol etmeye başladı.

Teknoloji şirketi Cisco’nun kurumsal ilişkilerden sorumlu başkan yardımcısı olan Kathy Mulvany, “Yapmak istediğimiz, bilgi teknolojilerindeki çekirdek yetkinliğimizi nasıl kullanabileceğimize bakmak” diye ifade etti.

Almanya’nın Hamburg kentinde bulunan Cisco satış ekibi çalışanları, güvenli iletişim kurmak için yardım kuruluşlarıyla birlikte çalışmanın yanı sıra, nakliye konteynırlarını doktor ofislerine dönüştürdüler. Üstelik Cisco WebEx teknolojisini çeviri hizmetleri için kullanabilmek için yerel ortaklarla çalışmaya da karar verdiler, böylece mülteciler bir tuşa dokunarak 50’den fazla dilde tercümeye erişebilecekler.

Teknoloji asla kendi başına bir çözüm olmasa da, günümüzde vurgulanan birçok girişim, hükümet ve STK ortaklarıyla birlikte teknoloji şirketlerinin mültecilerin ihtiyaçlarını karşılamak için nasıl değerli hizmetler sağlayabileceğine işaret ediyor.

Peki mülteciler için teknoloji olanaklarını geliştirmek için neler yapılabilir?

Dijital altyapıyı oluşturmak

dijital-altyapi-nesnelerin-internetini-pratikte-uygulamaya-geciriyor.-944_1

Kenya’daki Kakuma ve Kalobeyei kasabalarındaki iki mülteci yerleşim yerinde araştırma yaptıktan sonra finansal hizmetler şirketi Mastercard, dijital finans için ihtiyaç ve talep olduğunu ancak bankacılık, ödemeler ve havale hizmetlerine yetersiz erişim olduğunun farkına vardı.

Mülteciler yerleşim yerlerinde daha önce hiç olmadığı kadar uzun kaldıklarından Birleşmiş Milletlere göre 26 yıllık ortalama ile ekonomik açıdan bağımsız olmaları koşuluyla mali hizmetlerden faydalanmaları gerekiyor. Mastercard ve Western Union, mülteciler ve ev sahibi ülkeler için işlemleri kolaylaştıracak mobil para, dijital kupon ve kartlardan daha fazla yararlanmak için tasarlanmış yeni bir dijital altyapı modeli başlatmak üzere bir araya geldi. Başlatılan diğer girişimler gibi, onun arkasındaki ortaklar bunun ortaklık için bir fırsat olduğunu belirttiler.

Birisine peşin ödenen bir kart, kupon veya bir banka hesabına erişim vermek yeterli değil. Mastercard için kamusal özel sektör ortaklarının başkan yardımcısı Paul Musser, “Mültecilere yapılan parasal yardımları  emniyetli bir şekilde kullanmanız gerektiği konusunda yetkilendirilmesi gerektiğini” ifade etti.

Bu alanda dijital ödeme yapma ve alma olanağı daha güvenli kabul edilir, çünkü büyük nakit ödemeler almak insanları risk altına sokabilir. Ayrıca, insani yardımları daha etkin ve düşük maliyetli hale getirebilir. Ancak halihazırda mültecilere giden tüm yardımların %95’inden fazlası, dijital araçların kullanılmasına karşıt olarak sunuluyor.

Western Union’daki müşteri ilişkileri yönetimi sorumlusu Maureen Sigliano, sürecin verimsiz olduğunu ve bağımlılık yarattığını anlatarak satın alma maliyetleri, nakliye ve ambalajlama nedeniyle insanlara malzeme getirmenin son derece pahalı olduğunu belirtti. Ayrıca mülteciler kontrol altında alış veriş yapmak yerine seçim şansı istiyorlar üstelik  yiyecek paketi almak için de sıraya girmek istemiyorlar. Diğer yandan ev sahibi olan ülkelerin mültecileri tüketici olarak görmeleri de ekonomik açıdan gelişim de sağlayabilir. 

Mali katılımı teşvik etmek

San Francisco merkezli ve kar amacı gütmeyen, kullanıcıları düşük gelirli insanlara küçük krediler vermeye davet eden Kiva, mali dahil olma sorunu üzerinde de çalışıyor. Bugün, Kiva ve mülteci girişimciler için bir yatırım fonu olan Alight fonu, Kiva’nın bu yıl mültecilere ve yerinden olmuş kişilere 2, 9 milyon dolarlık kredi sağlamayı ve 6 milyon dolarlık bir bütçeyle Dünya Mülteci Fonu’nu başlatıyor. Ürdün, Lübnan ve Türkiye dahil ülkelerdeki ev sahipliği topluluklarını, fonlar sürdüğü sürece ortak kuruluşlardan ve şirketlerden birebir eşleştirme almak da mümkün olacak.

Özel sektör ve teknoloji topluluğu mülteci krizine tepki vermede önemli bir rol oynamakla birlikte, Orta Doğu’nun kıdemli portföy yöneticisi Lev Plaves, ABD’ye yerleşen mültecilere yönelik olarak Silikon Vadisi için çok fazla destek verdiğini söyledi.

“Sınırlamalarımızdan biri, genellikle denizaşırı ülkelere bakmaya çalıştığımızda ve başka bir bağlamda konuları ele almaya çalıştığımızda, ‘biz’ kim olursa olsun, gerçekte neler olup bittiğini, yerel halkın neye ihtiyacı olduğunu, ve çektikleri zorlukları bilmeye çalışıyoruz. Bu nedenle benim için, Kiva’nın yaklaşımının en güçlü yönlerinden biri, kapsamlı bir şekilde çalıştıkları piyasaları, mültecilerin ihtiyaçlarını, ev sahibi toplulukların endişelerini anlayan yerel finansal kurumlarla ortaklık kurmaktır diye ifade etti.

Kiva, Dünya Mülteci Fonu’nu geleneksel olarak mültecileri çok riskli ve masraflı olarak gören yerel finans hizmeti sağlayıcılarına örnek olmaya niyetli. Kuruluş, mültecilere düşük maliyetli, esnek ve riske karşı toleranslı sermaye sağlayarak, finansal kapsamda ölçekte olabilmek için uygun müşterilere sahip olduklarını ispatlayabileceklerini umuyor.

Mali hizmet sunucuları mülteci nüfusunu canlı bir pazar olarak görmek durumunda kaldıklarında, mülteciler maddi olarak dışlanmış durumdan finanssal olarak dahil oldukları için perspektifteki bu değişim fırsatta bir değişime neden olabilir.

Beceri ve iş geliştirme eğitimi vermek

girisimcilik egitimi

Teknoloji şirketleri, geçtiğimiz Eylül ayında eski ABD Başkanı Barack Obama özel sektöre küresel mülteci krizine yönelik taahhütlerde bulunmaya çağrıldığında kurumların yaptığı örneklerle cevap vermişti. Örneğin, Microsoft, mültecilere çevrimiçi eğitim ve danışmanlık gibi araçlara erişim olanağı sağlayan teknolojiyi destekleyerek Birleşmiş Milletler ve STK’larla olan ortaklıklarını geliştirme sözü verdi. Çevrimiçi eğitim şirketi olan Coursera, ABD Dışişleri Bakanlığı ile birlikte mültecilerle çalışan kar amacı gütmeyen kuruluşların finansal yardım başvurusunda bulunmasına ve çevrimiçi kurslara erişmelerinde onlara destek vermesine olanak tanıyan Coursera for Refugees’e olan desteğini tekrar teyit etti.

Bugün, Mülteciler için Coursera’nın bir yıl dönümüydü. Bu fikir, çalışanların şirketi daha iyi hale getirecek fikirlerle çalıştığı bir motivasyondan kaynaklanıyordu. Şu an için 30 kar amacı gütmeyen iş ortağı ve bugüne kadar 5,000’den fazla kayıt var. Hedef, mültecilerin istihdam yoluna girmesi için ücretsiz eğitim vermek.

Şirket, dil sunumlarında ve çevrimdışı yeteneklerde iyileştirmeler de yapmış. Coursera’daki hükümet ortaklıkları başkanı Rebecca Taber, mültecileri bu fırsattan haberdar etmek ve bu bilgiyi hayatlarını değiştiren bir şekilde uygulamaları için Save the Children gibi kuruluşlarla ortaklıklar kuruyor.

Verilerdeki boşlukların belirlenmesi ve çözülmesi

Bugün, politika ve savunma örgütü ONE’nın “HAREKET” adlı kampanyası bir çeşit veri izleme aracı başlatıyor. Platform, yerinden olmuş kişilerin bulunduğu yerde, ihtiyaçları ve finansman akışlarının en fazla ihtiyaç duyulan yerlerle nasıl aynı hizaya geldiklerini vurgulamak için insani yardım kuruluşlarından gelen verileri bir araya getiriyor. Örgüt, bu açık kaynaklı aracı, insani yardım sektöründe ne kadar silinmiş ve eksik bilgi bulunduğunu ortaya koyan araştırmalara yanıt olarak geliştirdi.

Yetkili, teknoloji şirketlerinin mültecilerin elinde daha fazla güç bulundurma, ihtiyaçlarını değerlendirme ve mevcut kaynakları izlemek için araçlar yaratma konusunda muazzam bir potansiyele sahip olduğunu söyledi. Fakat bu inisiyatifler insani yardımın kapsamlı bir resmini oluşturmak için U.N. ajansları ve hükümetlerinden toplanan resmi istatistiklerle eşleştirilmelidir.

Harcourt, ONE’ın uzun vadede böyle bir sistemi yönetmek için en iyi örgüt olabileceğini kabul etmezken, tekrar gösterici bir süreç izleyerek Silikon Vadisi’nden ipucu alıyor gibi görünüyor.

Kaynak