Yörük Kurtaran ile Sosyal Kuluçka Merkezini Konuştuk

 IDEMA Haber olarak İstanbul Bilgi Üniversitesi Sivil Toplum Çalışmaları Merkezi bünyesinde faaliyet gösteren Sosyal Kuluçka Merkezi’nin Koordinatörü Yörük Kurtaran ile kalkınmaya bakış açısı,  Sosyal Kuluçka Merkezi’nin faaliyetleri ve merkezin geleceğe yönelik planları hakkında bir röportaj gerçekleştirdik.

1)Öncelikle IDEMA Haber’in röportaj teklifini kırmayarak, sorularımızı cevapladığınız için şimdiden teşekkür ederiz. İlk olarak, Sivil Toplum Çalışmaları Merkezi’nin içeriğini biraz anlatmanızı istiyoruz.

Sivil Toplum Çalışmaları Merkezi – STÇM (http://stcm.bilgi.edu.tr/) bünyesinde 13 kişilik bir ekip var. Bu ekip ağırlıklı olarak sivil alanda faaliyetler yürütüp daha sonra akademik alana geçen kişilerden oluşuyor. Bu çerçevede aramızda; Toplum Gönüllüleri Vakfı, Kızılhaç, Tarih Vakfı, TESEV, SPoD gibi kuruluşlarda aktif olarak çalışmış olanlar var. Ekip, merkez dışında sivil alanda çeşitli inisiyatif ve kurumlarla gönüllü ve profesyonel ilişkilerde yürütmeye devam ediyor. Üniversitede hem lisans hem yüksek lisans dersleri veriyor. Ayrıca yine STÇM bünyesindeki STK Eğitim ve Araştırma Birimi, Çocuk Çalışmaları Birimi ve Gençlik Çalışmaları Birimi’nde araştırmalarda görev alıyorlar, çeşitli savunuculuk faaliyetlerine katılıyorlar ve projelerde yeralıyorlar.

2) Okuyucularımıza kuruluş hikayesinden başlayarak, Sosyal Kuluçka Merkezi hakkında kısa bir bilgilendirme yapabilir misiniz?

Sosyal Kuluçka Merkezi, (http://www.sosyalkulucka.bilgi.edu.tr/) İstanbul Bilgi Üniversitesi bünyesinde yer alan Sivil Toplum Çalışmaları Merkezi altında Kasım 2014’ten bu yana faaliyetlerini sürdürmektedir. İlk senemizdeki finansman ihtiyacımızı Açık Toplum Vakfı, İsveç Konsolosluğu ve Friedrich Ebert Vakfı desteklemekte. Bizler, 2003 yılından itibaren sivil toplumun desteklenmesine yönelik yaptığımız çalışmalarda, Türkiye’nin hızla değiştiğini ve bu değişimle beraber STK’ların ve yurttaş inisiyatiflerinin de farklılaşan ihtiyaçları olduğunu gözlemledik. Bu ihtiyaçların başında konularında uzmanlaşan STK’ların (ve yurttaş inisiyatiflerinin) örgütsel yapısıyla konuya olan hakimiyetleri arasındaki makasın açıldığını gözlemledik. Bu çerçevede, sivil yapıların birebir ihtiyaçlarına göre tasarlanmış, yatay örgütlenmiş ve hizmetler sunan bir öğrenme alanına ihtiyaç olduğunu gördük. Sosyal Kuluçka Merkezi böylece kuruldu. Merkezde halen STK’ların yararlanmalarına yönelik mentörluk, ofis alanları, atölyeler ve eğitimler gibi olanaklar sağlıyoruz. Halen hizmetlerimizden Bomovu, Dönüşüm Derneği, Co-opinion, Herkes için Mimarlık, Onar, Kara Kutu Derneği, Kanserle Dans Derneği, PS: Europe, Yaşayarak Öğrenme Merkezi (YAŞÖM) ve Yeryüzüne Özgürlük Derneği yararlanıyor. Bunlara ek olarak Things (www.yourthings.org) Projesi’ne evsahipliği yapıp sosyal teknoloji alanında topluluk yaratma çalışmalarına destekler veriyoruz.

 

3)Şu an Sosyal Kuluçka Merkezi’nin bulunduğu noktayı; kurulma aşmasında oluşturduğu hedefler doğrultusunda nasıl değerlendiriyorsunuz?

Geçtiğimiz dönem 14 kuruma 8 aylık bir program çerçevesinde farklı destekler sağladık. Buradan öğrendiklerimizle, şu anda 10 kuruma 6 ay boyunca destekler sağlamaya başlayacağız. Bu çerçevede, özellikle çalıştıkları konuda belirli bir uzmanlığa sahip kuruluşların örgütsel yapılarını geliştirmeye yönelik hizmetler oluşturmak gibi bir hedefimiz vardı. Yukarıda da bahsettiğim gibi halihazırda bu çerçevede çalışmalar yürütüyoruz. Amacımız, Türkiye’de daha çok taban demokrasisini işlevsel kılmak ve belirli bir konuda uzmanlığı olan yapılara kurumsal açıdan da uzmanlıklarının gelişimine yönelik destek vermek. Bizler, 2014 yılından bu yana hedefimiz doğrultusunda çalışmalarımıza devam ediyoruz.

Sosyal-Kuluçka-Merkezi

4) ‘Sosyal Kuluçka Merkezi olarak etki alanınızı nasıl tanımlarsınız? Merkez olarak yaptığınız çalışmalardan kısaca bahseder misiniz?

İlk olarak çalışma prensibimizden bahsedersem daha uygun olacağını düşünüyorum. Merkez, her dönem bir açık çağrıya başvuru yapan STK’lar ve tüzel kişiliği olmayan yapılar içinden danışma kurulumuzun kararıyla 10 kurum ya da girişim seçiyor. Burada önemli olan noktalarsa şu şekilde; kurumların ya da kişilerin kar amacı gütmüyor olması, hak temelli bir alanda çalışıyor olması, bizim sağlayabildiklerimizle onların ihtiyaçları arasında bir paralellik olması ve İstanbul’da faaliyet göstermeleri.

Seçilen kurumların ihtiyaçlarına göre 6 aylık stratejik bir plan yapmalarına destek olup bu plan uygulanırken ihtiyaçları temelinde kurumsal kapasitelerine yönelik destekler sunmaya çalışıyoruz. Belirttiğim destekler arasında Bilgi Üniversitesi’nin Santral Kampüsü’nde ofis olarak kullanabilecekleri bir mekan, danışmanlık, her kurumun ihtiyaçlarına göre destek verebilecek ve ulaşılabilir bir mentor, finansman, atölyeler ve kurumlara özel eğitimler bulunuyor.

5)Biraz da kalkınma hakkındaki görüşlerinizi almak istiyorum. Siz günümüz dünyasını nasıl bir kalkınma perspektifiyle okuyorsunuz?

Kalkınma için öncelikle demokrasi gerekmektedir. Demokrasinin temellerinden biri de katılımdır. Bu çerçevede katılımın olmadığı yerlerde, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün güvence altında olmadığı zamanlarda, hukuk devletinin bulunmadığı ülkelerde “gelişmek” yani kalkınmak hiç de kolay değil. Bu çerçevede kalkınma paradigması içinde katılım, olmazsa olmaz bir faktör konumunda yer almaktadır. Merkez olarak bizler, farklı kesimlerin kamusal ve özel alandaki katılım pozisyonlarını geliştirmeye yönelik çalışmanın temel paradigmalardan biri olduğunu düşünüyoruz ve böylece kalkınmanın daha sürdürülebilir olarak gerçekleşeceğine inanıyoruz.

6) ‘Sosyal Kuluçka Merkezi’ olarak önümüzdeki yıllarda neleri hedefliyorsunuz?

Önümüzdeki dönemde İstanbul dışındaki kuruluşlarla hayata geçirmeyi planladığımız çalışmalarımız var. Bu çerçevede Sivil Toplum için Değişim Programı başlığı altında yeni bir proje başlatacağız. Böylece, İstanbul dışından gelen kuruluşlar belirli hizmetlere ulaşabilecek ve kurumların birbirlerinden öğrenmelerine yönelik önemli bir ortam sağlayacağımızı düşünüyoruz. Buna ek olarak, Almanya ve Türkiye’deki kuruluşların bir araya gelerek, fikir paylaşımında bulunabileceği alanlar yaratmaya yönelik de bir çalışma içerisindeyiz. Her iki çalışma da Mercator Vakfı tarafından desteklenecek. Bu çerçevede asıl ihtiyacımız olan, daha fazla kurumla ve yurttaş inisiyatifiyle tanışmak ve onlardan gelecek farklı fikirlerle beslenerek geleceğimize beraber yön vermek.