İklim Değişikliği Fırsata Dönüştürülebilir Mi?

İklim değişikliği ve su, hijyen ve temizlik gibi ayrılmaz parçalardır. İşte bu yüzden küresel iklim politikalarıyla, WASH Servisi’nin (Su, Temizlik ve Hijyen Servisi) ayrılması bir çok problemi de beraberinde getiriyor.

İlk olarak iklim değişikliği, suya kolay erişim imkanı bulunmayan insanları temizlik ve hijyen açısından daha zor bir durumda bırakıyor. Bu durumda küresel Su, Temizlik ve Hijyen Servisi’ne ulaşmak büyük bir problem olurken diğer yandan eğer doğru politikalar izlenirse iklim değişikliği bir tehdit olmaktan çıkıp bir fırsata dönüştürülebilir. Hatta, iklim finansmanı ve WASH hizmetleri üzerindeki siyasi dikkat arttırılırsa, 2030 yılına kadar evrensel iklim hedeflerinde yeni mekanizmaların oluşturulması sağlanabilir.

Geçtiğimiz hafta Marakeş’te gerçekleşen Birleşmiş Milletler’in yıllık iklim görüşmeleri, Paris Anlaşması’nın uygulanmasına yönelik geçti. Bu sayede artık bir çok karar eyleme dönüştürülecek. Bu karaların başında Su, Temizlik ve Hijyen Servisi’yle iklim değişikliği arasındaki açıklıkları kapatmak yer alıyor.

Temiz ve güvenilir su kaynağına ulaşmak için iklim esnekliği programı oluşturulurken yapılacak aktivitelerin bireylerin ve toplulukların üzerindeki etkileri dikkate alınmalıdır. Bunun gerçekleşmesi için iklim değişikliği sorununa karşı küresel tepki oluşturmak için kabul edilen, İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi konusundaki şüphelerin ortadan kalkması gerekmektedir.

Küreselden yerele her seviyede, WASH ve iklim toplumlarının bir araya gelerek ortak kararlar alması gerekmektedir. WASH sektör stratejileri, iklim adaptasyon planları ve karbon emisyonlarının azaltılması stratejileri, hazırlanırken hem iklim hem de WASH toplulukları bu süreç boyunca birbirleriyle iletişim içinde olursa, daha etkili ve adil sonuçlar ortaya çıkacaktır. 

İlk olarak, yüksek kaliteli iklim esnek programları, WASH’ a erişimi olmayan ve dolayısıyla iklim değişikliklerine karşı çok savunmasız olan pek çok sayıda insanın yaşadığı başlıca ülkelerin iklim adaptasyon planlarının merkezinde olmalıdır. 

İkinci madde ise yoksul toplulukların uyum ihtiyaçlarını karşılamak için çok az kazanç alan ülkelere öncelik verilmesi gerekmektedir. 

Üçüncü madde de iklim finansmanı daha adil bir şekilde tahsis edilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Şu anda en çok ihtiyacı olan az gelişmiş ülkelere ulaşan yardım, iklim finansmanının üçte birinden daha azdır. Hatta, WaterAid(Uluslararası Su ve Temizlik Örgütü) tarafından yapılan araştırma, iklim harcamalarından en çok fayda sağlayan kesimin orta gelirli ülkelerin olduğunu gösteriyor.

Son olarak ise, ülkelere iklimin hassasiyetini ve ihtiyacını değerlendirmesini sağlayacak yeni mekanizmalar getirilmelidir. Bu durum genellikle iklim finansmanı hazırlama, geliştirme ve uyum yararlarını sürdürebilecek doğru sistemleri destekleyecek yatırımlar sağlanmalı.

Kaybedecek zaman yok !

Her şeyden önce hızlı hareket etmeliyiz. İklim değişikliği artık gelecekteki bir tehdit değil, şu anda yaşanıyor. Paris Anlaşması bunun önüne geçmek için büyük bir adımdı ve gelişmekte olan ülkeler iklim planlarında iddialıydılar şimdi bu amaçların gerçekleştirilmesi için harekete geçmeliyiz.

Kaynak

Haber: Çiğdem Çiyitoğlu