Türkiye’deki Suriyeli Kadın Mülteciler Programı

Okan Üniversitesi tarafından; kadın, toplumsal cinsiyet eşitliği ve göç konuları çerçevesinde Türkiye’deki Kadın Mülteciler Programı hafta başında gerçekleştirildi.

Okan Üniversitesi; Kadınlar Günü arifesinde, Suriyeli kadın mültecilerin sorunlarını konuşmak üzere uzmanları “Türkiye’deki Suriyeli Kadın Mülteciler Programı”nda buluşturdu.

Prof. Dr. Zeynep Alemdar moderatörlüğünde toplantıya; Üniversite Rektörü Prof. Dr. Ayşe Şule Kut, Barış İçin Suriyeli Kadınlar Girişimi’nden Dr. Mouna Ghamen, Birleşmiş Milletler (BM) Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Kadının Güçlendirilmesi Birimi Avrupa ve Orta Asya Bölge Ofisi Kadın, Barış ve Güvenlik Danışmanı Dr. Sabine Freizer ve İltica ve Göç Araştırmaları Merkezi (IGAM) Müdürü Metin Çorabatır konuşmacı olarak katılım sağladı.

Toplantıda öne çıkan bilgiler ise şu şekilde:

  • Suriye’de yaşayan kadınların bölgede yaşayan diğer kadınlar gibi yıllardır karşılaştığı sıkıntılar son 3 yıldır artan çatışma ortamıyla bambaşka bir boyuta taşınmış durumda. Özellikle IŞİD’in varlığı, kadınlara karşı cinsel şiddeti arttırdı.
  • Ordu, rejim ve rejim karşıtlarının çatışma hali en çok çocuk ve kadınları etkiledi. Kadınlar ya çocuklarını kaybetmek de ya da çocuklarını kendi ülkelerinde doğuramıyor.
  • Suriyeli kadınlar bu savaşın kurbanı olmayı reddederek toplumsal cinsiyet normları için savaşmayı tercih etmiş durumda. Daha önce siyasi katılım arenasında göremediğimiz kadınlar, sivil toplum kuruluşları (STK) altında örgütlenmiş, özellikle medyada kendilerine yer bularak politik birer özne oldu.
  • Her yaş grubundan Suriyeli kadın her zorluğa rağmen mücadele etti. Bu kararlılıkları Suriye’nin yeniden yapılanmasında kadınları lider yapacak. Suriyeli kadınlar Suriye’nin geleceğini inşa edenler olacak.
  • 1951 Cenevre sözleşmesinin mülteci tanımında kadın olduğu için zulme uğrayanların hiçbir karşılığı bulunmuyor.
  • Avrupa Birliği (AB) Türkiye’ye 3 milyar euroluk bir insani yardım desteği sağlamakta ama bu destek AB kontrolünde olacak. İlk yardım 95 milyon euro olarak gönderildi.
  • Bazı istatistiklere göre ise:
    • Türkiye’den Avrupa’ya transit olarak 1milyonun üstünde mülteci geçti ve bu transferler sırasında 4.000 mülteci de hayatını kaybetti.
    • 2015’in ilk ayından bu yana 122.000 mülteci Yunanistan’a geçiş yaptı.
    • Türkiye’den Yunanistan’a geçen mültecilerin yarısından fazlası kadın ve çocuk.
    • %85’i Afganistan ve Suriye’den geliyor.
    • Medyada ekonomik göç ekseriyetle yer alsa da savaşın yarattığı yıkım daha öncelikli.
  • Kadınların göç etmesinin daha zor ve hassas olan pek çok noktası var. Mülteci kadınlar savaş durumlarına maruz kalmalarının üzerine bir de göç yollarında çeşitli şiddete maruz kalıyor.
  • Kadınların, erkeklere oranla bilgileri ve bilgiye erişme imkanları çok daha kısıtlı.
  • Balkan ülkelerinin Şubat ayında kabul ettiği yeni yönetmeliklerle göç etmek ve göç yolu şartları daha da güçleşti.
  • Göç yolları ve şartları kadınlarla beraber LGBTİ bireyleri de mağdur ediyor. Bu yüzden toplumsal cinsiyete duyarlı merkezler oluşturulmalı.
  • BM toplantısının belirlenen gündem başlıkları şunlar:
    • Kadınların iltica talepleri
    • Şiddet
    • Sağlık
    • Entegrasyon
  • Ayrıca, Avrupa’da getirilen kısıtlamalar, aile birleştirmesini imkansız kılmış durumda. Ortalama 6 aylık olan süreç, Danimarka gibi ülkelerde 3 yıla çıkarıldı. Bununla ilgili bir tutumun sergilenmediği Yunanistan o yüzden tercih edilebiliyor.
  • Aile birleştirmesi önündeki engeller Türkiye’de kadın ve çocuk için yaşam şartlarını, Avrupa’da ise erkeklerin entegrasyonu zorlaştırıyor.
  • Talebin kabul edilmediği takdirde, kişinin geri gönderilmesi söz konusu. AB-Türkiye anlaşmasına göre, Türkiye reddedilen mülteciyi kabul etmek zorunda. Ancak bu mültecilerin neye göre reddedildiği veya değerlendirilip değerlendirilmedikleri konusu yeterince açık değil.
  • Pozitif bir nokta ise Türklerin Suriyelileri misafir olarak değil kalıcı olarak görmesi ve sahiplenmesi.
  • AB politik alanda pek çok çalışma yürütüyor fakat bunların anlamlı olması için uluslararası bir dayanışma oluşturulmalı. Bu bölgesel bir iletişim ağı oluşturmamız açısından da çok kıymetli.