Balık, yakın gelecekte alternatif protein kaynağı olacak!

Balık, dünya genelinde tüketilen hayvansal proteinin %16’sını oluşturmaktadır. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’ne göre, net gelirin artmasıyla birlikte balığa olan talep de önemli ölçüde arttı.

Ancak aşırı avlanma büyük bir problem! Bu durum var olan balık popülasyonunu oldukça azaltıyor. Örnek olarak mavi yüzgeçli orkinosların popülasyonu geçtiğimiz yıllara oranla yaklaşık olarak %96 oranda azaldı. Endüstriyel balıkçılar, okyanuslarda büyük makineler kullanarak avlanıyorlar. Balinalar ve yunuslar da dahil olmak üzere diğer birçok hayvanı yakalayıp öldürüyorlar.

Dünya genelinde ufak deniz mahsullerine olan talep azalıyor fakat Çin’de bu durumun tam tersi gözleniyor. Bu talep artışı, kısmen de olsa “Afrika Domuz Ateşi Salgını”nın sonucu olarak karşımıza çıktı. Domuz çiftliklerine isabet eden bu salgın, insanların alternatif protein kaynaklarına yönelmelerine sebep oldu. Ayrıca ülkenin zaten devasa boyutlarda olan balıkçılık endüstrisi, kaynakların kurumasına neden oluyor ve tartışmalara yol açarak genişlemeye devam ediyor.

Tüketeceğimiz balıkların çoğu, 2030 yılına kadar çiftliklerde yetiştirilecek. Kötü yönetilen balık çiftlikleri, suların kimyasal açıdan kirlenmesine neden olabilir. Belirli ekosistemlerde ortaya çıkan bakteri ve hastalıkları artırabilir. Çiftlik somonları, farklı popülasyonlara karıştığında çevre için büyük bir risk oluşturmaktadır.

Balıkçılık, artan nüfus ve gıda güvensizliği gibi zorluklara karşı oldukça önemli bir kaynaktır. Ancak doğal kaynaklarımızı israf etmeden ve su çevrelerine zarar vermeden sürdürülebilir bir balıkçılık sağlamak asıl amaç olmalıdır. Şu anki balıklar cıvadan, plastiklerden, sanayi ve ilaç atıklarından dolayı zehirlenmektedir. Balık yetiştiricileri ise bu gıda güvencesini sağlamak için fazla bir şey yapmıyorlar.

Balıkların bilinçleri konusunda süregelen bir tartışma vardır; avlandıkları anda ve öldürüldüklerinde acı hissederler mi? Araştırmacılar, bazı balık türlerinin uzun süreli hafızaya, sosyal bağlara ve ebeveynlik becerilerine sahip olduğunu savunmaktadır. Kendi geleneklerini oluşturduklarını ve diğer türlerle iş birliği yaptıklarını ileri sürmektedirler. Buna ek olarak balıkların, acı ve korku da dahil olmak üzere birçok duyguyu deneyimleme yeteneğine sahip olduğu konusunda çoğu uzman hemfikirdir.

Kırmızı etin ve kanatlı etin dünyanın her yerinde bitki bazlı alternatifleri bulunmaktadır. Bu durum balıklar için pek söz konusu değildir. Fakat umut verici yenilikler var; Impossible Foods şirketi, bitki temelli balık alternatiflerine ‘yüksek öncelik’ vereceğini duyurdu. Hatta geçtiğimiz günlerde Ocean Hugger Foods, bitki bazlı bir çiğ ton balığı geliştirmişti ve New Wave Foods da karides ürünleri yetiştirerek restoranlara bitki bazlı suşi sunmaya başlamıştı. Diğer şirketler de gerçek balıkları taklit etmeye yaklaşan bazı balık ürünleri geliştiriyor. Örneğin Good Catch, bitki bazlı ton balığı geliştiriyor.

Bunlara ek olarak hücre bazlı et konusunda yenilikler var. Wild Type, somondan kök hücre alarak laboratuvarda yetiştirilen somon geliştirmişti. Şirket, önümüzdeki günlerde fiyatı düşürerek küresel pazarda satış yapmayı umuyor. Singapur merkezli Shiok Meats ise karides, yengeç ve ıstakoz gibi hücre bazlı kabuklular geliştiriyor. Finless Foods da laboratuvarlarında mavi yüzgeçli orkinos yetiştirmeye odaklanıyor. Şirket, 2017’de hücre tabanlı balık üreten ilk firma olduklarını ve balıklarını bu yıl üst düzey restoranlara sunmayı umduklarını açıkladı.

Balık avcılığını daha insancıl ve sürdürülebilir kılmak için yapılacak çok iş var. Bitki ve hücre bazlı et şirketleri; kırmızı et ve kümes hayvanlarının alımını azaltmak isteyenleri cesaretlendirip destekliyorlardı. Şimdi bunu balıkçılık alanı için yapıyorlar. Artan balık talebimizden kaynaklanan her türlü zararı, alternatiflerini kullanarak azaltabiliriz.

Kaynak

Please follow and like us: