Dünya Bankası: “Gelişmiş, Gelişmekte Olan Terimleri Kalkınma Endeksi Olarak Yetersiz”

Dünya Kalkınma İndikatörlerinin 2016 basımında, Dünya Bankası büyük bir değişiklik yaparak önemli bir karar aldı. Verilerin sunumunda gelişmiş ve gelişmekte olan terimlerini kullanarak ayrım yapmayacağını belirtti.

Uluslararası Para Fonu gelişmiş ve gelişen pazarlar ayrımındaki tanımını herhangi belirli bir tanımla ayırmadığını söylüyor. Birleşmiş Milletler’in de kesin çizgilerle belirlediği bir “gelişmekte olan ülke” tanımı bulunmamakta. Dünya Bankası da bir süre öncesine kadar milli gelire göre uyguladığı sınıflandırma politikasının çok fazla kullanışlı olmadığını belirtiyor.

 Dünya Bankası’nın kıdemli ekonomistlerinde Umar Serajuddin “Malawi ve Malezya arasındaki farklılıklara rağmen aynı sınıf içerisinde gruplandırılmaları bu konuya örnek gösterilebilir. Malezya, Malawiden ziyade daha çok Amerika Birleşik Devletleri gibi. Tamamen farklı ülkeleri aynı grup içerisinde sınıflandırdığımızda, çokta verimli ve kullanışlı olmadığını söylemek mümkün.” açıklamasında bulundu.

Konuyu daha iyi anlamak için iki grafik üzerinde ülkelerin doğum ve ölüm oranlarını incelemek bizlere hayati bir farkı anlamamızda yardımcı olacaktır. Noktalar ile ifade edilen ülkelerin eksenler üzerinde 1960 ve 2013 yıllarına ait bebek doğum ve ölüm oranlarını görebilirsiniz. 1960 yılı için net bir şekilde iki gruba ayrılan bir grafik görünüyor; Bir tanesi düşük bebek doğum ve ölüm oranlarına sahip, diğeri ise yüksen oranları göstermekte. 2013 yılına baktığımızda ise ülkeler birbirine daha sıkı bir yakınlık içerisinde.

19602013

Gelir sınıflandırmasının zaman kaybı ve gereksiz olduğunu söylemekte mümkün değil. Kişi başına düşen milli gelir hesaplamaları da bir çok konuda sosyal indikatörlerin belirlenmesinde kullanışlı oluyor. Fakat enflasyon, düşük, orta ve yüksek gelir olarak ayarlanmış veriler gelişmekte olan ülkeler için problemli bir terim oluşmasında etkili oluyor. Örneğin; Çin, Bolivya ve Eritre 3 farklı gelir grubunda yer alıyor fakat gelişmekte olan ülkeler olarak aynı sınıflandırmaya maruz kalıyorlar.

Üstelik daha anlamlı ve analitik verilere sahip olma isteği, kalkınmanın tanımına ve dünyanın bu konuda Binyıl Kalkınma Hedeflerinden , Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerine geçişi sürecine de yansımakta.

Serajuddin; “Binyıl Kalkınma Hedefleri gelişmekte olan ülkeler için anlam ifade etmekteydi. Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ise her ülkenin kalkınmaya ihtiyacı olduğunu ve bunun evrensel olduğunu söylüyor.” dedi.

Please follow and like us: