Yenilenebilir enerji giderek daha temiz ve daha ucuz hale geliyor

Dünya Ekonomi Forumu tarafından yayımlanan rapor sonuçlarına göre, temiz enerjiyi teşvik etmek için sağlanan küresel çabalar nihayet işe yaramaya başladı. Bu sayede, ekonomik verimlilik elde etmek için enerji fiyatları da düşüşe geçti.

Dünya Ekonomi Forumu’nun yayımlanan son raporunda ekonomik büyüme ve ham enerji arasındaki ayrışmanın, sadece fosil yakıtlar için yüksek fiyat döneminde değil, aynı zamanda daha düşük fiyatlı dönemlerde gerçekleşen önemli bir fark yarattığı belirtiliyor.

Enerji ayrıştırması, küresel ısınmayı yavaşlatan diplomatik işleri de kolaylaştırıyor. Uluslararası çevre diplomasisindeki her büyük başarı, altta yatan teknoloji ve ekonomik düzenlemelere dayandırarak sorunun makul bir maliyetle nasıl çözüleceğini gösteriyor. Bu sistem ile örneğin, ozon tabakasındaki zararlı maddelerin azaltılması daha kolay oluyor çünkü yapılan düzenlemelerle daha yeni ve zararsız yeniliklerin yaygınlaştırılması sağlanabiliyor.

Avrupa’nın çoğu yerinde, küresel ortalamadaki seviyeden daha hızlı bir temizlenme söz konusu. Ancak büyük enerji sektörü reformlarının ortasında olan Meksika gibi temiz enerji alanında önemli yükseliş gösteren ekonomiler daha temiz ve daha verimli üretim için faydalı olacak. Forum’un çalışmasındaki başlıca hedeflerinden biri, temiz kalmanın yanı sıra ekonomik açıdan başarılı olmanın yollarını bulan ülkelere ışık tutmak.

Forum çalışmasında, enerji sisteminin tüm önemli boyutlarına bakılarak ülkeler, enerji performansı açısından sıralanıyor. Sürekli olarak en iyi performans gösteren şirketlerin büyük miktarda hidroelektrik kaynaklarına sahip küçük ülkelerden oluştuğu görülüyor.

resim 1

Ülkelerin her geçen gün yenilenebilir enerjiye olan güveninin artmasıyla enerji performansları da gelişiyor. Teknoloji iyileştirmeleri birçok ülkede enerji kazançlarını artırırken, Dünya Ekonomi Forumu ekibine göre, yenilenebilir güç kapasitesi 2011-2015 yılları arasında ılımlı bir artış gösterdi. Ancak bu yatırım, kapasite artırımlarında %40’dan daha fazla artış sağladı bu sayede hem daha iyi hem de daha ucuz teknoloji sağlayarak üçte bir oranında güç üretti.

Kötü haber şu ki; dünyanın emisyonlarını ekonomiden ayıracak olan hız, ısınmayı hızla durdurmak için gereken orandan çok daha yavaş kalıyor. Fakat endüstri devriminden bu yana neredeyse istikrarlı bir şekilde artan küresel emisyon eğrisi, giderek daha yavaş bir oranda büyümeye başladı ve şimdi aşağı doğru düşüş gösteriyor.

Ülkelerin Paris Anlaşması’yla vaat ettiği politikalar ki bu politikaların büyük bir kısmı hükümetlerin kendi planlarını yansıtıyor,  küresel emisyon eğrisini daha fazla düşürmeyi mümkün kılacak şeffaflığı yaratmaya çalışıyor.

Tüm bu çabalara rağmen, dünya halen küresel ısınma tehlikesi içerisine sürükleniyor. Küresel emisyon eğrisinin düşüşe geçerek sıcaklığın 2 derece olarak sınırlandırılması yaygın bir şekilde tartışılan ve gözden geçirilmesi gereken bir hedef. Emisyonlar çok yükseldi ve uzun süredir geri dönüş için yeterli zaman yok.

resim 2

Diğer yandan uluslararası anlaşmalar esnek olmalı ki bu sayede iklim değişikliği ve enerji ile ilgili politika sorunlarıyla ilgili iş birliği de geliştirilsin. Emisyonların ekonomiden hızlı ve eksiksiz ayrılması kolay olmayacak, ancak birçok ülke ve firma bu sonucu farklı şekillerde elde etmeye çalışıyor. Gelişmekte olan ülkeler bu konuda önemli dersler de veriyor.

Dünyanın en iyi enerji üreticilerinin gelişmiş ve sanayileşmiş dünyada kalmasına rağmen, gelişmekte olan ekonomilerden gelen önemli dersler var. Bu ülkeler Çin gibi kömür tüketimini mantıklı hale getirmenin yollarını bulan ülkeleri içeriyor. Bunlar, ekonomik enerji üretimini daha temiz enerji sistemleri ile birlikte artırmak için Meksika’daki gibi piyasa dostu reformları içeriyor. Diğer taraftan Uruguay gibi enerji kullanımını iyileştirmek için politik engellerle aşılmış ülkeleri içeriyor.

Gelişmekte olan ekonomilerden gelen küresel emisyonların yarısından fazlası bu hususların paylaşılması için önemli dersler olacak. Sonuçta, küresel ısınma sorunu küresel emisyonların bir problemi. Neyin işe yaradığını ve uluslararası politik koordinasyonun emisyon eğrilerini azaltmaya nasıl yardımcı olabileceğini anlamak politika yapıcılar için merkezi bir zorluk olacak.

Bu süreçte Birleşik Devletler hala geçerliliğini koruyor ve ABD liderliği ile Paris Anlaşması daha da etkili olabilmek için daha da gelişebilir. Bu liderliğin yokluğunda, muhtemelen diğer ülkelerin boşluğu doldurması için adım atması muhtemel. Nitekim Çin şu anda bu rolü oynamaya hazır durumda çünkü Paris Anlaşması konusundaki yaklaşımının esnekliği, Çin’in çok çeşitli konularda uluslararası alanda nasıl işbirliği yapmak istediğini iyi belirliyor.

Kaynak