Belki suların yükselmesini durduramayız ama sahilleri kurtarmak için hâlâ vaktimiz var!

Günümüz sera gazı emisyonlarını durdursak bile -ki bu tam olarak gerçekçi değil- deniz seviyeleri yükselmeye devam edecek. Bugün gördüğümüz deniz seviyelerinin yükselmesi, on yıl önce salınan emisyonlarla başlayan bir küresel ısınmanın sonucudur. Okyanuslar gibi büyük su kütleleri, büyük bir ısı kapasitesine sahiptirler. Yavaşça ısınır ve bu sıcaklığı uzun süre korurlar. Durumumuz, deniz seviyelerindeki değişimlerin atmosferin ısınmasının gerisinde kaldığı anlamına geliyor.

IPCC tarafından yayımlanan yeni bir rapor; dünya genelindeki sahil şeritlerinin, 2050 yılına kadar 20 ila 40 cm. arasında deniz seviyesi yükselmesine maruz kalacağını gösteriyor. Bölgesel farklılıklar olsa da, tüm dünya bölgeleri bu durumdan etkilenecek. Bu miktarda deniz seviyesi artışı yönetilebilir gibi görünse bile diğer faktörlerin sorunu daha da kötüleştireceğini unutmamak gerekir.

Bugün, en kötü etkiler çoğunlukla deniz seviyesinin yükselmesi ile batma alanı olarak da bilinen alçalan alanların birleştiği yerlerde hissedilir. Alçalma doğal bir süreçtir ancak yüksek binaların ağırlığı ve yeraltı su rezervlerinin boşaltılması bu süreci hızlandırmaktadır. Bu nedenle Endonezya’daki Jakarta gibi mega kıyı şehirler, 20-40 santimetrelik yükselmelerden büyük ölçüde zararlar görebilir.

İklim değişikliği, ekstrem hava koşullarına neden olduğu için daha sık kasırga ve fırtına dalgalanmaları da bekleniyor. Deniz seviyesinin yükselmesi de bu ekstrem olayların etkilerini artıracak. Aslında bu süreç, günümüzde ölümcül sonuçlarla meydana geliyor. 2009 yılının Ocak ayında Fiji’de, fırtınaların ve yüksek deniz seviyelerinin neden olduğu yıkıcı sel felaketleri 11 kişinin ölümüne yol açarken ve 12.000 kişiyi geçici olarak evsiz bıraktı. 

21. yüzyılın sonlarına hatta sonrasına bakıldığında, iki farklı senaryo karşımıza çıkmaktadır. Paris Anlaşmasındaki karbon emisyonlarını azaltma taahhütleri yerine getirilirse, deniz seviyelerindeki küresel yükselme 50 cm artışla felaketleri uzak tutulabilir. Ancak emisyonların mevcut oranları bu şekilde devam ederse, 2100 yılında deniz seviyelerinin yükselmesi 1 metreye ve 2300 yılında ise 4 metreye kadar çıkabilir.

Okyanus seviyeleri, önümüzdeki on yılda ne yaptığımıza bağlı olarak yükselecek. Emisyonların kısıtlanıp kısıtlanamayacağı ve hızlı biçimde azaltılıp azaltılamayacağı, yönetilebilir bozulmalar ile felaket getiren su taşkınlarının arasındaki farkı belirleyen etkenler olacak.

Eğer şimdi harekete geçersek, deniz seviyesinden sadece 10 metre yükseklikte bulunan kıyı bölgelerindeki 680 milyon insanın hayatını kurtarıp iyileştirebiliriz. En iyi çözüm ise deniz seviyelerinin yükselmesine karşı hazırlık yaparken, karbon emisyonlarını ortadan kaldırmak olacaktır. Bunun için en iyi araçlar, kıyı ekosistemlerinin kendileridir.

Kaynak

Please follow and like us: