Brexit’ten sonra İngiltere’deki STK’lar yıllık 140 milyon avroluk risk altında

Brexit sonrası İngiltere’deki Sivil Toplum Kuruluşları’nın fon kaynaklarından bir yılda yaklaşık 140 milyon euro kaybedeceği hatta şimdiden birçok örgütün  bu durumdan etkilenmeye başladığı belirtildi.

İngiltere’nin Brexit (Avrupa Birliği’nden ayrılışı) şartları henüz tam belli olmamasına rağmen, bu ayrılışın ardından pek çok İngiliz yardım kuruluşunun AB kalkınma finansmanı için uygunluklarını kaybedebileceğini belirtiliyor.

İngiltere’nin uluslararası kalkınma ağı Bond tarafından belirtilen 140 milyon avroluk rakam, 2015 yılında İngiltere’nin sivil toplum örgütleri tarafından sağlanan fon miktarına dayanılarak verildi. Bununla birlikte, Birleşik Krallık, AB finansman potalarına da katkıda bulunuyordu.

2015 verilerine dayanarak, AB anlaşmalarına bağlı olan küçük ve orta ölçekli kuruluşlar muhtemelen bu durumdan en kötü şekilde etkilenecek. Ancak geleneksel olarak AB’nin 1 milyar avroluk Avrupa Sivil Koruma ve İnsani Yardım Faaliyetleri bütçesinden yüksek katkılar alan daha büyük Birleşik Krallık merkezli uluslararası STK’lar da sert bir darbe vuracak.

Bond başkan yardımcısı Tamsyn Barton, İngiltere Başbakanı Theresa’nın İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden çıkışını resmen tetiklemesinin ardından bazı sivil toplum örgütlerinin uzun vadeli AB sözleşmelerinde zaten kaybettiğini bildirdi.

Ayrıca, Barton, “Araştırmalarımıza dayanarak, küçük ve orta ölçekli kuruluşların toplam bütçelerden dolayı en çok etkilenenler olacak, bu nedenle AB’den tahsis edilemeyen fonlar daha büyük bir delik yaratacak” dedi.

ECHO’ya baktığımızda kaynaklarının, geleneksel Birleşik Krallık’taki alıcıları Oxfam, Uluslararası Kurtarma Komitesi(IRC), Uluslararası Medikal Kolordu(IMC) ve Save the Children’ olduğunu ifade etti.

imgresSAVE THE CHİLDRENIMC

“ECHO finansmanın, daha büyük STK’lara gitme eğiliminde olduğunu ve gün sonunda herkesin, tabii ki ödeme almaya yetkili şahıs veya kurumların da etkisi altındadır” dedi.

Avrupa Birliği’nin, 2015 yılında resmi kalkınma yardımında yaklaşık 59,3 milyar avroya (63 milyar dolar) katkıda bulunan önemli bir kalkınma finansmanı kaynağı olduğu belirtiliyor. AB kurumları, kalkınma projelerine fon sağlayan EuropeAid aracılığıyla bu bütçenin yaklaşık beşte birini dağıtmaktan sorumlu ve ECHO da insani yardım masraflarını karşılıyor.

Bununla birlikte, Avrupa Kalkınma STK’ları konfederasyonu CONCORD Europe’un başkanı Johannes Trimmel, AB’de güçlü yanlara sahip olan daha büyük Sivil Toplum Kuruluşları’nın, AB uygulama bütçelerini, Avrupa Birliğine dayanan örgütlere aktararak Avrupa kalkınma fonlarına erişimlerini bu bölgede koruyabileceğini belirtti.

Ayrıca, İngiltere’nin Sivil Toplum Kuruluşlarının Brexit sonrası Avrupa Kalkınma Fonu’na erişebileceğini de sözlerine ekledi.

the-prime-minster-of-the-united-kingdom-theresa-may-signs-article-50-659167814-58dad27c22548

Afrika, Karayipler ve Pasifik bölgelerinin yanı sıra denizaşırı topraklara da kalkınma yardımı yapan EDF, resmi AB bütçesinin bir parçası olmadığını ve yapılan katkıların gönüllülük temelinde olduğu belirtti.

2015 yılında İngiltere, fonun yaklaşık %15’i (yaklaşık 585 milyon dolar) kadarına katkıda bulundu. Trimmel, EDF, AB’den ayrıldıktan sonra da desteklemeye devam ederse, İngiliz Sivil Toplum Örgütleri’nin de fon almaya devam edebileceklerini ifade etti.

Üstelik, mevcut taahhütlerin 2020’de sona ermesinden sonra EDF, yeniden yapılandırılabilir ve bu durum İngiltere’nin katılımını yeniden müzakere etme fırsatı oluşturabileceğini belirtti.

Bununla birlikte, AB kalkınma harcamalarının, İngiltere’nin çekirdek katkılarının kaybolmasından ve potansiyel olarak fonlamayı güvenle paylaşmaya yönelik siyasi baskılardan zarar görebileceği vurguladı.

Barton ve Trimmel, tüm ülkelerdeki STK’larla yakından iş birliği yapmak, AB fon sözleşmelerini izlemek ve bilgi paylaşmak için tavsiyelerde bulundu.

Trimmel, “Tüm STK’ların el ele katılmaları ve kalkınma iş birliğinin yönlendirilmesine ve diğer siyasi ve politik alanlara girmelerine izin vermeyeceğimizi söylemek için bir araya gelmeleri önem taşıyor ve bu durum her zamankinden daha fazla iş birliği gerektiriyor diye belirtti.

Kaynak