Eğitim maliyetine yakından baktık

College Board, Yüksek Öğretim’de Trendler yayınlarının verilerinden yola çıkarak son on yılda eğitim ve öğrenci kredileri maliyeti üzerine bir rapor yayımladı. Genelde yaygın olarak eğitim maliyeti ve eğitimin karşılanabilirlik oranına göre hazırlanan raporların aksine, bu raporda öğrencilerin eğitim borcunun hızla büyümesine odaklanıldı. 

Raporda elde edilen verilerde, New York Federal Rezerv Bankası’nın (Federal Reserve Bank of New York) düzenli olarak hane halkının borçlarını ve kredilerini izlemekte olduğu belirtiliyor. Son yapılan güncellemeler, öğrenci kredisi borcunun 1.3 trilyon dolara yaklaştığını gösteriyor. Diğer yandan yakın tarihte yayımlanan bir makaleye göre, mevcut öğrenci kredilerinin sayısı 2016 yılında yeni bir seviyeye çıktığını belirtiliyor.

Rapor, öğrencilerin eğitim seviyelerinden başlayarak kayıt verilerine kadar iki ve dört yıllık programlara kayıtlı olan tüm öğrencileri kapsıyor. Öğrenci yardım verileri, devlet bursu ve özel burslar, hibeler ve krediler de dahil olmak üzere tüm kaynaklardan alınan yardımları içeriyor.

Elde edilen bu veriler bugünkü dolar değeri kullanarak enflasyona göre ayarlandı. Aksi belirtilmediği sürece rakamlar lisans eğitimi için geçerli.

Bazı araştırmalar, 1990 yılından bu yana geçen süreçte öğrenci kayıt maliyetlerindeki artışın, eğitim maliyetinden daha yüksek olduğunu belirtiyor ama aşağıdaki iki grafik bunun tam tersi olduğunu gösteriyor. Bugün üniversitelere kayıt yaptıran öğrenci sayısı, 1990 yılındaki öğrencilerden %50 daha fazla üstelik eğitim maliyetleri de iki katı haline gelmiş. Bunun yanı sıra öğrencilere yapılan finansal yardımın, öğrenci başına hızla artan kayıt ücretinden daha fazla olduğu da tabloda belirtiliyor. (Masraflar sadece bir yıllık öğrenci maliyetini kapsıyor.)

tablo 1

Bu hesaplamalara mezun olan öğrencileri de dahil edersek, kayıt masrafları ikiye katlanıyor ve öğrenci yardımları şaşırtıcı bir biçimde 1971 yılından bu yana % 840 oranında arttığı gözlemleniyor.(Mezun olan öğrenciler için kayıt masrafları 1990 yılından bu yana mevcut.)

tablo 2

Aşağıdaki grafik, 1990 yılından bu yana lisans öğrencileri için gerekli olan genel kayıt ve yardım rakamlarını gösteriyor.

tablo 3

Öğrenci yardımlarında artışın olması, eğitim masraflarında olan artışa ek olarak gündelik yaşam masraflarında meydana gelen artışı da kapsıyor. Grafikte yer alan maliyet rakamları yalnızca öğrenim amaçlıdır bu yüzden kalacak yer ve diğer eğitim masraflarını içermiyor.

tablo 4

Bir diğer tablodaki sonuçlar öğretimdeki büyük artışın eş zamanlı olarak öğrenci başına yapılan yardımın da yükseldiğini gösteriyor. Bu yardımlar kredi olarak geçtiği için öğrenciler mezun olunca borç olarak geri ödüyor. Aşağıdaki grafik, her öğretim yılında öğrenci başına düşen yardım gelirini gösteriyor.

tablo 5

Son grafikte, 1971 yılından bu yana 4 yıllık düzeyde eğitim veren kurumlarda eğitim maliyetinin %223 oranında artış olduğunu gösteriyor. Şaşırtıcı olan durum, 1971 yılından bu yana devlet kurumlarındaki artışın özel kurumlardan daha fazla olmasıdır. 

tablo 6

Zaman içinde değişen enflasyon durumuna baktığımızda, bir kaç farklı sıçrayış görebiliriz. Ancak, günümüze kadar 10 yıllık geçen süreçte ortalamanın %1.8 olduğu görülüyor. Bu da eğitimde meydana gelen fiyat artışının enflasyona bağlanamayacağını gösteriyor.

tablo 7

Pek çok kişi, bugün devlet finansman kesintilerinin meydana gelmesini, fakülte maliyetinin artışını, talebi karşılamak için en yeni ve en iyi tesislere olan ihtiyacı ve araştırma maliyetlerinin artışı gibi gerekçelerle şişirilmiş öğretim ücretlerinin arkasındaki nedenleri sorgulamadan kabul ediyor. Ancak bu nedenler ne olursa olsun, öğrencilerin eğitimlerini sürdürmek için bu yüklerin çoğunluğuna katlandığı açık bir şekilde görülüyor.

Kaynak