İş Dünyası ve İnsan Hakları Çalıştayı

Oxfam, Global Compact Türkiye ve Hollanda işbirliği ile 26-27 Ocak tarihlerinde İstanbul’da “Tedarik Zincirinde İnsan Haklarına Saygı Göstermek: Şirketlerin Uygulamaları ve Sivil Toplum Perspektifleri” çalıştayı düzenlendi.

Çalıştay’da ele alınan temel konu şirketlerin “tedarik zincirleri” operasyonlarında sosyal, kültürel ve ekonomik açılardan çevrelerine olumsuz etkileri üzerineydi. Çalıştay süresince Şirketler ve İnsan Haklarında Birleşmiş Ulusal Kılavuz Prensipleri’ne (UNGP) tedarik zincirleri süreçlerinde nasıl bir uygulama alanı oluşturulabilir sorusunun cevabı üzerine tartışıldı ve iyi örnekler ile atölye çalışmaları düzenlendi. UNGP, 2011 yılında Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi tarafından düzenlenen  ve insan hakları konusunda şirketlerden neler beklenmesini açıklayan bir kılavuz olarak karşımıza çıkıyor.

Çalıştay kapsamında yapılan atölyeler ve uygulamalar sonuç itibari ile şirketlerin tedarik zincirleri ve benzeri bir çok operasyonlarında ortaya çıkan olumsuz sosyal, ekonomik ve çevresel etkilerinin artarak geldiği günümüz şirketler sektöründe, şirketlerin sosyal sorumluluk bilincinin de artmasıyla olumsuz etkileri ortadan kaldırmak konusunda önlemler almaya başladıklarını söyleyebiliriz.

Tedarik zincirlerinde şirketlerin yapabilecekleri ve yapılması gerekenler konusu üzerine katılımcıların öne çıkardığı bazı maddeler ise: şirketlerin insan hakları konusunda yapılan ihlallere karşı saygı duyması ve önlem almalarına yönelik tüketiciler üzerinde bir farkındalık uyandırılması ve daha çok baskı uygulamalarının teşvik edilmesi, özel sektör üzerinde insan haklarına uyum konusunda gözetim için düzenlemeler getirilmesi ve etkin bir yönetişim sağlanması, tedarik zinciri konusunda öne çıkan konuların daha fazla görünür kılınmasının  sağlanması (uzun çalışma saatleri, işyerinde güvenlik, çocuk işçiliğ, işçilerin terfi ve toplu sözleşme hakkının tanınması ve bu hakkın korunması)

Çalıştayın ikinci gününde Shift projesinden David Vermijs ise UNGP’nin şirketlerin tedarik zincirlerinde nasıl bir etkisi olacağı hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Vermijs yaptığı açıklamada şirketlerin insan haklarına ihlaline yol açabileceği üç çeşit senaryodan bahsetti: “İlk olarak bir şirket direkt olarak insan hakkı ihlaline sebep olabilir. İşçileri için güvenli çalışma ortamı sağlamayan bir şirket bu ihlale örnek gösterilebilir. İkincisi, bir şirket ister istemez insan hakları ihlaline dolaylı yollardan ya da farkında olmadan katkı verebilir. Örneğin; bir nehre belirli oranlarda katı ve sıvı atık bırakabilir ve bıraktığınız bu miktarlar ile bir sorun teşkil etmeyebilirsiniz. Fakat aynı nehre atık bırakan başka şirketlerin sayısı arttığında bölgede yaşayan insanlar o nehrin kirliliğinden dolayı sağlıkları etkilenecek ve ekonomik açıdan zarar görecek ve haklarının ihlali söz konusu olacaktır. Son maddemiz ise kurumsal ilişkilerden dolayı ortaya çıkabilecek insan hakları ihlali. Bu konuda yapılan ihlaller adeta bir zincir ya da bir hikaye gibidir. Sonuca ulaşmak için başlangıcı kimin yaptığı görmeniz gerekiyor. Örnek olarak, bir şirket düşünün ve bu şirket ürün üretimi süresince tedarik zincirindeki tüm paydaşları ile bir ilişki içerisinde ve herhangi bir A ürünün üretiminin bitirilmesi için belirli bir son teslim tarihi veriyor. Bu ürünün B parçasının belirlenen son teslim tarihine yetiştirilmesi için kendi içerisinde bulunan üretim döngüsü yeterli gelmiyor. Maliyeti azaltmak ve zamanında teslimat yapabilmek içinse daha az maliyeti olan işgücünü yani çocuk işçileri bünyesinde uzun saatlerde ve düşük maaşlar ile çalıştırarak insan hakları ihlali meydan geliyor.”

Çalıştay kapsamında iyi örneklerin de gösterildiği atölyelerde DeFacto Tekstil Sosyal Yöneticisi olan tarafından DeFacto’nun şirketlerin tedarik zincirlerinde yapılan uygulamalarda örnek bir kurum olarak sunum gerçekleştirdi. Türkiye’de 2004  yılında hizmete başlayan DeFacto, 293 yurtiçi mağazası ve 46 yurtdışı mağazası ile büyük bir tedarik zincirine sahip bir şirket olarak 2014 yılında Global Compact prensiplerini imzaladı. 2015 Mart ayında Kadınların Güçlendirilmesi Prensipleri (WEPs) imzaladı. İlk sürdürülebilirlik raporunu ise Ocak 2016 yılında yayınladı.