Toplu Ulaşım Ağı Sistemlerindeki Karmaşıklık Algısı

Geçtiğimiz haftalarda “Science Advances” dergisinde yayınlanan bu çalışmada fizikçi ve matematisyenlerden oluşan bir takım tarafından 15 büyük şehrin(New York, Tokyo, Paris, Londra..) ulaşım ağları analiz edildi. Analiz sonucunda bu ulaşım ağlarının bir insanın algılama noktasındaki bilişsel yeteneklerini aştığı tespit edildi.

Kalabalık ve büyük şehirlerde bulunan bireyler en nihayetinde ulaşım araçlarını kullanmak durumunda kalmışlardır. Kimi zaman bu toplu taşıma sistemleri (metro, tramvay, otobüs hatları gibi) kentlilerin ve ziyaretçilerin algılama noktasında kafalarını karıştırmaya ittiğini de görmek mümkün.

Oxford Üniversitesinde yapılan yeni bir araştırmada bu kafa karışıklığının ve sistemleri algılamanın zorluğunun sadece zihinlerimizde olmadığını tespit edildi. Toplu taşımadaki navigasyon gerçekten zor bir konu.

Geçtiğimiz haftalarda “Science Advances” dergisinde yayınlanan bu çalışmada fizikçi ve matematisyenlerden oluşan bir takım tarafından 15 büyük şehrin(New York, Tokyo, Paris, Londra..) ulaşım ağları analiz edildi. Analiz sonucunda bu ulaşım ağlarının bir insanın algılama noktasındaki bilişsel yeteneklerini aştığı tespit edildi.

Araştırmacılar insanların bir seyahat planlarken en fazla 8 bitlik bilgiyi işleyebildiklerini fark etti. Bizler görsel hafızamızı kullanırken 4 obje ile sınırlı kalan bir işlem kapasitemiz mevcut: başlama, bitiş ve aradaki bağlantılar. Olası seyahatlerin analizinde 2 bağlantı ve 4 durak limitimiz var. Fakat New York, Tokyo, Paris gibi ağların içinde bu seyahatlerin tümü hesaplandığında %80’i bizim limitimiz olan 8 biti aşmakta.

Esas problem haritalardaki ve ağlardaki sadelik, her ne kadar sınırlı sayıda durak olsa da, bu duraklar arasında bağlantılar ve ara bağlantılar çok fazla.

Oxford Üniversitesi Matematik Enstitüsünde doğrusal olmayan ve karmaşık sistemler profesörü Mason Porter ise konuyla ilgili şu tespitlerde bulundu: “Konumuz bir seyahati planlarken  A noktasından B noktasına gitmekten daha fazla karmaşık bir duruma dönüşüyor. Bu planlama esnasında araya giren başka değişkenlerinde olduğunu da unutmamak lazım; hangi rota seçilirse daha hızlı ulaşılır, ya da hangi rota daha basit. Bu planlama sürecine diğer toplu taşıma araçlarını da eklediğinizde olasılıklar daha fazla artmakta ve seçimler ile objelerin sayısı karmaşık bir hale gelmekte.”

Porter’ın bu konuda yaptığı açıklamalar insan beyninin aşırı bilgi yüklemeye dayanamadığını göstermekte. Porter konu hakkında eski tip geleneksel navigasyon görünüşünden vazgeçilmeli ve bir an önce yeniden dizaynlar ve düzenlemeler yapılmasının gerekliliğini vurguluyor.