Dünya Göç Raporu 2015 yayınlandı

Dünya Göç Örgütü (IOM) 2015 yılı Dünya Göç Raporu’nu yayınladı. Rapor, genel hatlarıyla göçmenlerin durumu ve göçün şehirleri nasıl şekillendirdiği üzerine odaklanıyor.

Dünya Göç Raporu 2015 “Göçmenler ve Şehirler, Mobilizasyon Yönetiminde Yeni Ortaklıklar”, IOM tarafından göç raporları serisinin sekizinci raporu olarak hazırlandı. Raporda genel hatlarıyla göçmenler ve göçün şehirleri nasıl şekillendirdiği ve şehirlerdeki göçmenlerin durumları üzerine bir içerik ele alınıyor. Diğer göç raporlarından farklı olarak IOM 2015 yılı raporunda, göç ve göçmen konularının şehir bazında ele alarak, göç kavramına farklı bir bakış açısını getirmeyi hedefliyor.

Dünya Göç Raporu 2015’in bir başka özelliği ise göç sebebiyle şehirlerde ortaya çıkan zorlukları ve fırsatları değerlendirmesi olarak gösterilebilir. Rapor, hangi göç ve şehir politikalarının inovatif anlamda kentsel kalkınmaya hizmet edebileceğini de tartışmaya açıyor.

Raporda yer alan bazı önemli bilgiler ise şu şekilde:

-2013 itibari ile dünyadaki toplam uluslararası göçmen nüfusu 232 milyon (UN DESA, 2013) ve iç göç gerçekleştiren göçmen sayısı ise 740 milyon (UNDP, 2009).

-Uluslararası göç gerçekleştiren göçmelerin %50’den fazlası yüksek gelire sahip ve kentleşme seviyesi yüksek olan ülkelere (Avustralya, Kanada, Amerika Birleşik Devletleri, Fransa, Almanya, İspanya gibi) göç etmeyi tercih ediyorlar.

-Her gün ortalama 120,000 insan Asya-Pasifik bölgesindeki şehirlere göç ediyor. Bu bölgedeki nüfus artışı ise 10990-2014 yılları arasında 1 milyar civarında ve bunun yarısı Çin’e ait.

Göç  ile gelen zorluklar ve fırsatlar

Göç politikaları, zorlukları ve fırsatları beraberinde getirerek, olumlu ve olumsuz özellikleri bir arada barındıyor. Örnek olarak Afrika, Asya ve Avrupa’daki belirsiz göç politikaları şehir yerleşimlerinde ve zayıf istihdam politikalarında çatlakların oluşmasına ve şehir hayatını ekonomik, kültürel ve sosyal olarak etkileyebiliyor.  Bir bölgeye, başka bir yerden yeni gelenler her zaman yerleşim yeri olarak sunulanı seçmek zorunda kalıyorlar. Bu yerler çoğu zaman plansız ve verimsiz kaynaklara erişimde sınırlı alanlar oluyor.

Göç ile gelen mülteciler ve sığınmacılar genellikle şehir dışında verimsiz bir arazide belirli bir komün olarak yaşıyorlar. Fakat belirli bir süre sonra bu yerleşkedeki kaynakların yetersizliği; temiz suya erişim, tuvalet kullanamama ve istihdam, bu bireylerin şehir merkezlerine hareketini getiriyor. Şehir merkezlerinde daha iyi sağlık koşulları, eğitim fırsatları ve istihdam bulabilme ümidiyle şehir nüfusuna karışıyorlar.

Bir diğer bakış açısı ise göç sebebi ile şehirlerde oluşan fazla nüfus artışı sosyal ve ekonomik faydaları da beraberinde getiriyor. Doğru şekilde yönetildiği takdirde göç etkileri düzenli ekonominin gelişimine katkı sunabilmektedir.

Dünyanın yeni  gelişmekte olan ekonomilere baktığımızda, kapsayıcı bir şehir yönetimi uygulandığı takdirde günümüzün şehirleri sosyal ve iç içe geçmiş göçün başladığı kasabalar ile aralarındaki gelecek ilişkilerin oluşumunda küresel rekabet ve ekonomik büyümeyi uyum içerisinde gerçekleştirebilmektedir.

 

Kentler ve Göçmenler : İyi Uyum Örnekleri: Gaziantep

Raporda, yüksek nüfuslu olan ve göçe maruz kalan bölgelerin göç eden nüfusla nasıl uyum sağlaması gerektiğine dair ipuçları ve bunu başarmış olan bazı kentlerde gösteriliyor.

Raporda iyi örnekler arasında bulunan Gaziantep’ten , 1.3 milyonluk nüfusuyla endüstriyel bir kent olarak bahsediliyor. Aynı zamanda Suriye ile sınır komşusu olan Gaziantep, kültür ve gelenekler açısından da birbirine yakın. Gaziantep, günümüz itibari ile 225,000 Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapmakla birlikte, yerel yönetimlerinde desteği ile entegrasyon süreçlerini tamamlamaları kolay bir şekilde gerçekleşmiş durumdadır. Bugüne kadar kentte bulunan 50,000 mülteciye yerel sağlık hizmetleri ücretsiz olarak verildi ve aynı zamanda Suriyeli çocuklar eğitim kurumlarından ücretsiz olarak faydanabiliyor.