AnasayfaSürdürülebilir Kalkınmaİklim Değişikliği

Küresel Riskler Raporu’nun 2021 Versiyonu Yayımlandı

Küresel Riskler Raporu’nun 2021 Versiyonu Yayımlandı

Dünya Ekonomik Forumu’nun Küresel Riskler Raporu’nun 16. baskısı, insan sağlığı için sürekli ve yeni ortaya çıkan riskler, artan işsizlik, genişleyen dijital bölünmeler, gençlerin hayal kırıklığı ve jeopolitik parçalanma yoluyla ortaya çıkan toplumsal kırılmalardan kaynaklanan riskleri analiz ediyor. İşletmeler, büyük işçi ve şirket gruplarını geleceğin pazarlarından dışlayabilecek düzensiz bir sarsılma riskiyle karşı karşıyalar. Çevresel bozulma insanlık için hala varoluşsal bir tehdit. Yine de, dünya riske daha uyumlu hale geldiğinde, tepkiyi ve dayanıklılığı güçlendirmek için dersler çıkarılabilir. 2020’de salgın riski gerçeğe dönüştü. Hükümetler, işletmeler ve toplumlar COVID-19 ile boğuşurken, toplumsal uyum her zamankinden daha önemli. COVID-19’un insani ve ekonomik maliyeti oldukça ağır. Pandemi sebep olduğu iş kayıpları, genişleyen dijital uçurum, bozulan sosyal etkileşimler ve piyasalardaki ani değişimler ile küresel nüfusun büyük bir kısmı için korkunç sonuçlara ve kayıplara yol açabilir. Sosyal huzursuzluk, siyasi parçalanma ve jeopolitik gerilimler şeklindeki sonuçlar, önümüzdeki on yılın diğer kilit tehditlerine karşı yanıtlarımızın etkinliğini şekillendirecek: siber saldırılar, kitle imha silahları ve en önemlisi iklim değişikliği. 2021 Küresel Riskler Raporu, en son Küresel Risk Algılama Anketi’nin (GRPS) sonuçlarını, ardından büyüyen sosyal, ekonomik ve endüstriyel bölümlerin analizini, bunların birbirleriyle olan bağlantılarını ve bunların toplumsal açıdan önemli küresel riskleri çözme becerimiz üzerindeki etkilerini paylaşıyor.

Ankete göre önümüzdeki on yılın en yüksek olasılık riskleri arasında bulaşıcı hastalıklar en üst sırada yer alırken bunu aşırı hava koşulları, iklim eylemi başarısızlığı ve insan kaynaklı çevresel hasar, ekonomik krizler, istihdam, toplumsal uyum erozyonu, fiyat istikrarsızlığı, jeopolitik riskler, dijital güç konsantrasyonu, dijital eşitsizlik ve siber güvenlik hataları yer alıyor. Pandeminin ekonomik şok dalgası yalnızca 2020’nin ikinci çeyreğinde 495 milyon iş kaybına neden oldu. COVID-19, Dördüncü Sanayi Devrimi’ni hızlandırarak insan etkileşiminin, e-ticaretin, çevrimiçi eğitimin ve uzaktan çalışmanın dijitalleşmesini genişletmesine, ilerleyen yıllarda toplumun dönüşmesinde tele çalışma yeteneği ve hızlı aşı geliştirme gibi büyük faydalar sağlayacak olmasına rağmen artan dijital bölünmeler ve teknolojinin benimsenmesi endişe yaratıyor. Ankete katılanlara göre genişleyen bir dijital boşluk, toplumsal çatlakları kötüleştirebilir ve kapsamlı bir iyileşme beklentilerini zayıflatabilir. Diğer bir yandan genç nesil, fırsatlarını kaybediyor. Dijital sıçrama bazı gençler için fırsatları ortaya çıkarırken, çoğu genç için istihdam kapıları kapalı. Dünya çapında genç yetişkinler, on yıl içinde ikinci büyük küresel krizlerini yaşıyorlar. Çevresel bozulmaya, finansal krizin sonuçlarına, artan eşitsizliğe ve endüstriyel dönüşümün aksamasına zaten maruz kalan bu nesil, eğitimler, ekonomik beklentiler ve akıl sağlığı açısından ciddi zorluklarla karşı karşıya. Ankete göre, “gençlerin hayal kırıklığı” riski küresel topluluk tarafından büyük ölçüde ihmal ediliyor, ancak kısa vadede dünya için kritik bir tehdit haline gelecek. Şimdiki nesil gelecekteki fırsatlara giden yeterli yollardan yoksun kalırsa ve bugünün ekonomik ve politik kurumlarına olan inancını kaybederse, toplumsal kazanımlar yok olabilir.

Küresel iş birliği zayıfladıkça iklim giderek büyüyen bir risk olmaya devam ediyor. Dünya çapında kilitlenmeler küresel emisyonların 2020’nin ilk yarısında düşmesine neden olsa da 2008-2009 Finansal Krizinden elde edilen kanıtlar emisyonların geri dönebileceği konusunda uyarıda bulunuyor. Daha yeşil ekonomilere geçiş pandemi sonrasında ertelenmemeli. İklim eylemi başarısızlığı” Ankette tanımlanan en etkili ve en olası ikinci uzun vadeli risk olarak yer alıyor.

Rapora göre pandemi sonrası ekonomide kutuplaşmış bir endüstriyel manzara ortaya çıkabilir. Ekonomiler COVID-19’un şokunu atlatmaya çalışırken, işletmeler bir sarsıntıyla karşı karşıya kalabilir. Pandeminin neden olduğu krizle yeni bir ivme kazanan tüketici davranışlarındaki ve toplumsal yapıdaki değişiklikler, teknolojik dönüşümler ve teknolojinin evlerdeki rolü gibi eğilimler ve bu eğilimlerden kaynaklanan ticari riskler, krizle daha da büyümüştür. Gelişmiş ekonomilerde durgunluk, gelişen ve gelişmekte olan pazarlarda kaybedilen potansiyel, küçük işletmelerin çökmesi, büyük ve küçük şirketler arasındaki boşlukların genişlemesi, pazar dinamizminin azalması ve eşitsizlik; uzun vadeli sürdürülebilir kalkınma elde etmeyi zorlaştırıyor.

 

Kaynak: reports.weforum.org    http://reports.weforum.org/global-risks-report-2021/?utm_source=aposto

COMMENTS

WORDPRESS: 0
DISQUS: